Türk el sanatları ve hobiler - Unutulmuş eski el sanatları - Güzel sanatlar hakkında ansiklopedik bilgi kaynağı

Türk el sanatları ve hobiler - Unutulmuş eski el sanatları - Güzel sanatlar hakkında ansiklopedik bilgi kaynağı


Hamutçuluk - Kedenecilik



KEDENE

Büyük dil bilimcimiz Ömer Asım Aksoy, “Gaziantep Ağzı” adlı üç ciltlik eserinin üçüncü cildinde kedeneyi şöyle tanımlıyor:
“Çift süren hayvanların boynuna takılan ve çok vakit içi keçe dolu, dışı deri ile kaplı olan oval ve kalın boyunluk.” Kedene çekim hayvanlarının boyunlarının incinmemesi için yastık görevini üstlenir. Kısaca kedene, bir bakıma çift süren beygirlerin boyunlarına takılan halkadır.

Ahşap bölümü olmayan kedene şöyle yapılıyor:

Eni 45-50 cm, uzunluğu ise yaklaşık 1.5 metre ölçülerinde bir telis düzgün bir yere serilir. Bunun içerisine de dilimleme bıçağından geçirilen “berdi”ler demetler halinde yeterince sıralanır. Daha sonra telisin kenarları birleştirilir. Çuvaldız ve pamuk ipliği ile sıkıca dikilerek boru biçimine getirilir. Dikme işlemi sırasında otlar sıkıştırılarak dikilmelidir. Daha sonra içi ottan olan bu boru, tam ortasından kırılarak uçları birleştirilip bağlanır. “V” biçimindedir ama bu “V” şekli de her iki taraftan kırılınca baklava dilimi biçimine getirilip uçlarından birbirine bağlanır. Bu durumda telis boru oval baklava dilimi şeklini almıştır.



Hayvanın hassas yerine gelecek bölümlere berdinin dilimlenmiş halini koyarlar. Bunun için bedriler dilimleme bıçaklarında dilimlenip kaba da olsa bir tür elyaf haline getirilir. Böylece berdiler daha esnek bir yapıya kavuşur. Boyunduruğun sert olması gereken yerlerine berdinin bütün halini koyarlar.

DİLİMLEME BIÇAĞI

Biraz da dilimleme bıçağından bahsedelim. Dilimleme bıçağı semercileri anlattığımız yazıdaki gibi duvara asılı bir alettir. Yaklaşık olarak 60 cm.x 30 cm.x 3 cm. ölçülerinde bir tahtadır. Bunun ince kenarına yakın tarafında tersten çakılmış 8-10 adet bıçağı bulunur. Otlar demet halinde alttan ve üstten tutularak bu bıçaklara saplanır ve yukarıdan aşağıya doğru çekilir. Otların üst tarafı dilimlendikten sonra alt tarafı yukarı getirilerek işlem tekrarlanır.

Çocukluğumda babamın yanında çalışırken çok kere berdi dilimlediğimi hatırlıyorum. “Kedene”de ahşap bulunmaz demiştik. Baklava dilimi şeklindeki telisten oluşturulan bu borunun bir yüzeyine tabaklanmış teke derisi dikilir. Dikiş ipliği olarak da çuvaldıza geçirilmiş sicim kullanılır. Bu sicime “gınnap” denirdi. Kendircilerin ürettiği sağlam bir dikiş malzemesiydi. Daha sonra keçenin dikilmesi gelir. Keçe kedenenin katlanmadan önceki ölçülerinde kesilir.

KIRMIZI SAHTİYANDAN SIRIM

Derinin keçeye dikilmesinde ise genelde kırmızı renk sahtiyandan kesilen sırım kullanılır. Bir parça sahtiyan suda ıslatılır, daha sonra da semerci makası ile ince şeritler kesilirdi. Semer ve boyunduruk dikişlerinde genelde sırım kullanılırdı. Islatılan kırmızı sahtiyan suya şerbet gibi renk verir. Yeri gelmişken bununla ilgili bir fıkra anlatalım.

Semerci ustası yanına bir gün bir yabancı gelir. “Selamünaleyküm usta kolay gelsin” der. Usta buyur eder. Yabancı tenekedeki kırmızı sahtiyan suyunu göstererek “iznin olursa ekmeğimi pekmezine bandırıp yiyebilir miyim?” der. Usta, şaka yaptığını zannederek, “Buyur ye!” der. Yabancı, ustanın şaşkın bakışları arasında pekmez zannettiği sahtiyan suyuna ekmeğini bandırarak yedikten sonra, bilgiçlik taslayarak “Beni anlamadı zannetme, pekmezin de ekşiymiş” der.

Sahtiyan derisi teke derisinin tabaklanmasından elde edilir. Sahtiyandan, debbağlık-tabaklık mesleğini yazarken oldukça geniş bir şekilde bahsetmiştik. Keçe ve deri sırımın çuvaldıza takılmasıyla keçeye eşit aralıklarla dikilir.

Dikiş araları makine dikişi gibi birbirinin aynıdır. Sırım kullanılmasının nedeni sırımla dikilen dikişlerin sağlam olmasıdır. Yaş haliyle dikişte kullanılan sırım kuruduktan sonra sertleşir. Herhangi bir yerinden kopsa dahi dikiş açılmaz. Bırakınız dikişin açılmasını, bıçakla kesmeden sökmeniz mümkün değildir.

Keçe ile derinin birbirine dikilmesinden sonra boyunduruğun alt uçlarının bağlantı yerleri dikilir. Bu pantolonların kemer yerleri gibidir. Bir de boyunduruk hayvanın boynuna bağlandığında neyi çekecekse o aletin bağlanacağı yere de deriden bağlantı yeri dikilir.

KEDENENİN TOP UÇLARI

Kedenenin uç kısımları yuvarlak ve gövdeye nazaran büyük olur. Boyunduruk hayvanın boynuna geçirildikten sonra iki ucu ip veya sırımla birbirine bağlanır. Kedenenin başlarını tutan bu bağın, hayvanın hareketi sırasında sıyrılıp çıkmasını engellemek içindir.

. Bağlama sicimi kedenenin top gibi yuvarlak uçlarına takılıp kalır, ileri gidemez.

Şimdi de burada berdi otundan da kısaca söz edelim. Berdi, Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre, düz ince uzun, içi süngerimsi esnek bir yapıya sahip bir bataklık bitkisidir. Semercilik mesleğini anlatırken berdi otundan da söz etmiştik. Bu ot ayrıca yakın zamana kadar hasır, kürsü örgüsü ve zembil yapımında sıkça kullanılmaktaydı.

HAMUT

Hamutçu sözcüğünü, Sevan Nişanyan’ın “Sözlerin Soyağacı” adlı eserinde bulduk. Sırpça “homut”, Bulgarca “hamut” olan sözcüğün kökeni bilinmemektedir. Sırpça’dan dilimize geçtiği sanılmaktadır. Hamut, atların zorlu çekim işlerinde boyunlarına takılan boyunduruktur. Hamutçu ise bu boyunduruğu yapan ustadır.

Burada şunu belirtmekte fayda var. Halkımız genelde havut ile hamutu karıştırmaktadır; oysa havut ile hamut farklı şeylerdir. Havut deve semerine denir ki ”deveyi havutuyla yutmak” deyimi buradan çıkmıştır. Hamut ise aşağıda anlatacağımız gibi kedene denilen boyunduruğun bir bakıma ahşap kullanarak yapılan çeşididir.

HAMUDUN YAPILIŞI

Hamut için baklava biçiminde sert iki parça ağaçtan (genellikle gürgen olur) gövde hazırlanır. Uçları açıkta kalacak şekilde ahşap, içine berdi koyarak sahtiyanla kaplanır. Hamutun tamamı kaplanmaz, tahtanın uçları açıkta bırakılır. Deriyle kaplamada çivi kullanılır.

Kaplama yapılırken ahşap ve deri arasına yeterince berdi koyulur. Ahşabın bir yüzü sahtiyanla kaplandıktan sonra diğer tarafı keçe ile kaplanır. Hamutun keçe ile kaplanan yüzeyi hayvanın boynuna değen yüzüdür.

Yalnız hamutun keçe tarafı hayvanın boyun derisine direk temas edeceğinden tepilen berdi hem dilimlenmiş hem de miktarı fazla olur. Keçenin sahtiyanla birleştiği yerler sırım takılmış çuvaldızla dikilir.

Hamutun keçesinin de dikilmesinden sonra sıra çekim yapacağı arabanın ya da sabanın bağlanacağı bağlama yerlerinin dikimine gelmiştir.

Hayvanın boynuna geçirildiğinde iki ucunun açılmaması içinde bağlama ipleri vardır. Hamutun ahşapları iki parçadır. Açılıp hayvanın boynuna geçince aşağıda kalan iki ucu sırımla bağlanır. Üst uçları keçe ve deri ile kaplandığından menteşe gibi açılır kapanır vaziyettedir.

Hamutun da uçları kedenede olduğu gibi gövdeye nazaran çıkıntılıdır.

HAMUT ve KEDENE TAMİRİ

Sırımı yukarıda geniş bir şekilde anlatmıştık. Hamut, tamire en çok keçesinin aşınıp parçalanmasından dolayı getirilir. En çok da hamutun keçesi hayvanın boynuna sürtünmekten dolayı parçalanır. Keçenin değişmesi için bu dikişler bıçakla kesilerek sökülür. Keçeden kesilen parça buraya tekrar dikilerek hamut yenilenir. Bu arada eski keçe sökülürken altından eski berdiler kuruyup ufalandığından dökülmüştür. Bunların yerine de yeni dilimlenmiş berdiler tepilir.

Kedene ve hamutçuluk günümüz şartlarında yaşam mücadelesi veren mesleklerdendir. Artık ne döndürülecek dolap nede çekilecek araba kalmıştır. Her şeyin motor gücüyle yapıldığı günümüzde hayvan gücüne hemen hemen hiç ihtiyaç kalmamıştır. Çok sık gördüğümüz at ve eşek ile yapılan taşımacılık ve yolculuk artık sadece turistik yerlerde turistlerin ilgisini çektiği için bulundurulmaktadırlar.

Önceleri at arabaları gördüğümüz sokaklar artık motorlu vasıtalarla dolup taşmaktadır. Ancak ülkemiz genelinde düşünürsek dağlık ve sarp yerlerde yapılan ulaşım ve taşıma işlerinde az da olsa hayvan gücüne ihtiyaç duyulmaktadır.

Bu sebepledir ki geçmişe nazaran çok az da olsa, bu nedenle varolan kedenecilik ve hamutçuluk az sayıdaki usta tarafından yaşatılmaya çalışılmaktadır. Ancak bu ustalar kesin olarak belirtelim ki mesleklerinin son ustalarıdır. Yanlarına çırak ya da kalfa bulmaları imkansız olduğundan kendilerinden sonra mesleklerini devam ettirecek kimse olmayacaktır.

MESLEĞİN YOK OLUŞUNA DOĞRU

Hamutçuluğun sonunun geldiğini gösteren ilk işaret gerekli ham maddenin bulunamayışıdır. Bu ham maddelerin başında keçe gelir. Keçecilik de hızla yok olmaktadır. Sahtiyan yapan debbağlar da kalmamıştır. Bataklıklar kurutulduğundan berdi (hasırcı otu) kamış türleri yok olmaktadır. Bakır ve kalayın birlikteliği gibi, keçecilik, semercilik ve berdi toplayıcılığı gibi meslekler, birisi olmazsa diğerinin de olamayacağı mesleklerdir. Bu satırları yazarken belki bir usta daha mesleğine son vermiştir diye düşünmeden de edemiyorum.

Benim babam semerciydi. Rahmetli olduktan sonra annem, onun araç gereçlerini eskiciye verip dağıtmıştı. Bu ustaların araç gereçlerini de kim bilir hangi eskici alıp hurdacıya üç kuruşa satacaktır.

Yarının ne olacağını bilen birinin, nasıl bir ruh halinde olduğunu anlatmama gerek yoktur sanırım. Doktoru tarafından üç ay ömrü kaldığı söylenen bir insan hangi ruh halinde olursa bu meslekleri yapan ustalarda öyle ruh hali içinde çalışmaktadırlar.

Google Plus'da paylaş

Serkan K Hakkında

ayrıca http://webportalim.farvista.net sitesinin de sahibidir. okumayı, gezmeyi, internet kulanmayı ve el sanatları ile uğraşmayı sever...

    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum :

Yorum Gönder

Lütfen soru sormadan önce soracağınız konu ile ilgili olan yayınları okuyunuz...