Türk el sanatları ve hobiler - Unutulmuş eski el sanatları - Güzel sanatlar hakkında ansiklopedik bilgi kaynağı

Türk el sanatları ve hobiler - Unutulmuş eski el sanatları - Güzel sanatlar hakkında ansiklopedik bilgi kaynağı

Taşın Sanata Dönüşümü 


Güvercinler Florance Mosaic Art Duvar Panosu. 19. yüzyıl. Dolmabahçe Sarayı’nın Mabeyn-i Hümayûn kısmında sergileniyor.




Floransa Mozaik Sanatı tekniği 15. yüzyılın sonundan bu yana bir esnaf geleneği olmuştur. Bu sanat formu daha doğrusu commesso di pietre dure (yarı kıymetli taş kakma sanatı) olarak adlanlır ve Bizans mozaik sanatına benzer, ancak çok daha karmaşık bir tekniktir.

Etkileyici olması  taşlarda bulunan doğal renk değişimlerinin dikkatli kullanımdan kaynaklanmaktadır. Lapis lazuli, malakit, ametist, kalsedon, kırmızı ve yeşil porfir, yeşim, rodonite, amazzonite, akik, silicized ve ahşap yaygın olarak kullanılan malzemelerin bazılarıdır.
Kuşlar, çiçekler, natürmortlar, rakamlar ve manzara resimleri, masalar, sandıklar, saatler, çerçeveler ve duvar yüzeylerin dekorasyonunda  ortak özellikte floransa mozaik tekniğinde kullanılan motifler yer almaktadır.


Floransa mozaiği. Güvercinler. 
Floransa mozaik sanatında; sanatçıların doğa manzaralarını resmetmek için doğal taş kullanarak yaptıkları en zor tekniklerden biridir, Floransa mozaiği veya commesso olarak adlandırılır.

Floransa’ya (İtalya) özgü bu tip mozaik işinde tasarım, diğer birçok mozaik tekniğinde olduğu gibi belli şekillerdeki taş, seramik ya da cam parçalarıyla yapılmaz. Sanatçılar bunun yerine farklı şekillerde ve boyutlarda kesilmiş  ince taş dilimlerini kullanırlar. Özenle seçilen bu taşlar düzgün biçimde kesilir ve birleşim yerleri neredeyse hiç fark edilmez.

Taşlarla resim yapan sanatçıların önünde çok sayıda hazır renk vardır. Lapis lazuli (laciverttaşı), üzerinde beyaz çizikler olan ve altın rengindeki pirit kristalleriyle pırıldayan koyu mavi bir taştır. Malakit, yani bakırtaşındaki çizgiler ise yeşilin farklı tonlarındadır. Harikulade damarları olan mermerin sarı, kahverengi, yeşil ve kırmızının tonlarında çeşitleri vardır. Akik, jasp, oniks, porfir ve başka taşlar, canlı tonlar ve beneklerden oluşan bir renk yelpazesi sunar. Sanatçılar aradaki bu küçük farklılıklardan yararlanarak başyapıtlar meydana getirir. Bu taşların damar ve renklerini kayalıklı manzaralar, bitkiler, dalgalı denizler ve hatta bulutlarla dolu gökyüzü tasviri için kullanırlar.
Saka Kuşları Floransa Mozaik Sanatı

Bu tür mozaik işi hiç de yeni bir şey değildir. Büyük ihtimalle Ortadoğu’da ortaya çıkan bu teknik MÖ birinci yüzyılda Roma’ya ulaştı ve yer ve duvar süslemelerinde yaygın olarak kullanılmaya başlandı. Floransa mozaiği Ortaçağ, Bizans döneminde de yaygın olarak kullanılmasına rağmen, 16. yüzyıldan itibaren Toscana bölgesindeki Floransa şehrinde yapılan mozaikler bu sanatı üne kavuşturdu. Günümüze kadar gelen Floransa mozaiğinden yapılmış saygın başyapıtlar, Avrupa’nın çeşitli yerlerindeki saraylarda ve müzelerde görülebilir.

Taşlarla resim yapmak zahmetli bir iştir. Bir dergi “basit bir eser için harcanan saatler bile bugün bir endüstri analistini dehşete düşürürdü” diyor. Bu yüzden geçmişte olduğu gibi bugün de sanatçıların eserlerine biçtiği fiyatlar, bu mozaikleri çoğu insanın erişemeyeceği duruma getiriyor.





Floransa Mozaik Sanatı nasıl Yapılır?

Mozaik sanatçısı projesine bölüme ayrılmıştır bir kroki oluşturarak başlar. Usta daha sonra ahşap bir yay bağlı bir tel ile farklı renklerdeki taşların her bölümünü keser. Özenle seçilip kesilen taş parçaları  hazır olduğunda, sanatçı çalışmanın korunaklı olması için arkaplan olarak; genellikle  siyah mermer kullanır. Daha sonraki diğer parçalar mu siyah mermer üzerine yapboz oynar gibi dizilir.  Her taş parçası arasında boşluklar olmadan mükemmel bir şekilde dizilir ve görüntü elde edilir.

Resmin bir kopyası, her biri eserin bir bölümüne karşılık gelecek şekilde parçalar halinde kesilir. Sanatçı her parça için uygun olan taşı seçer ve önündeki modeli taklit etmekten çok, hayal gücüne göre yorumlar. Resmin kopyasının her parçası seçilen taş dilimine yapıştırılır.

Sanatçı daha sonra, her biri en fazla iki üç milimetre kalınlıkta olan bu dilimleri mengeneye sıkıştırır. Sonra bunları, kestane ağacından bir yaya gerilen demir bir telden yapılmış özel testereyle, istediği şekillerde titizlikle keser (yukarıdaki resim). Bunu yaparken teli aşındırıcı bir macunla ıslatır. Ardından bu parçaların kenarlarını öyle dikkatli törpüleyip yerleştirmelidir ki kaldırıp bütününe baktığında birleşme yerlerinin arasından ışık geçmemelidir. Bunun bir asmanın incecik sürgünlerini resmederken ne kadar zor olabileceğini bir düşünün!
Parçalar bir araya getirildikten ve bir tablaya kalıcı olarak yapıştırıldıktan sonra yüzeyi son bir kere düzeltilip cilalandığında resim, fotoğraflarda bile görülmeyen bir parlaklık kazanır. Tek bir taş parçasının tonlarını kullanarak narin çiçek yapraklarının üzerinde gerçekçi bir ışık ve gölge etkisi verebilmek tek kelimeyle hayret verici bir beceridir. Meyveler, vazolar, kelebekler, kuşlar ve doğa manzaraları sanatçıların başarıyla icra ettikleri konulardan sadece bazılarıdır.


Floransa mozaiğini ilginç kılan şeylerden biri, sanatçının kendi tasarımının detaylarını kendisinin belirlemesidir. Bunun yerine Allah’nın (c.c) zaten yaratmış olduğu renkleri, dokuları ve taşları seçmelidir. Konuyla ilgili bir kaynak şunu belirtiyor: “Değerli taşlara bakarken, tüm dünyadaki güzellikleri bu kadar küçük nesnelere sığdıran Allah’nın ihtişamı ve tarif edilemez gücü üzerinde düşünebilirsiniz . . . . böylece Yaratıcının kudreti ve ihtişamı gözlerinizin önünde olur.”













Google Plus'da paylaş

Serkan K Hakkında

ayrıca http://webportalim.farvista.net sitesinin de sahibidir. okumayı, gezmeyi, internet kulanmayı ve el sanatları ile uğraşmayı sever...

    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum :

Yorum Gönder

Lütfen soru sormadan önce soracağınız konu ile ilgili olan yayınları okuyunuz...