Resme giriş ve Karakalem Çizim Teknikleri




Resme giriş ve Karakalem Çizim Teknikleri hakkında bilinmesi gereken tüm önemli konular:



Çizimin Sırları 1 ve 2 E-Kitap
<indir> Türkçe
Karakalem çizim Teknikleri E-Kitap
<indir> İngilizce
Kitapların ikisininde işinize çok yarayacağını düşünüyorum.
Biri ingilizce ama görsel olarak yararlanabilirsiniz.  (eğer ingilizceniz yok ise) Çalışmaları inceleyebilirsiniz. Kitaplar pdf formatındadır.
Benim size kişisel önerim; teknikleri bir şekilde öğrenirken bir yandan da bol bol çalışma yapın... Aşağıdan resim temel bilgileri, teknikler, dersler hakkında  çok detaylı bilgi edinebilirsiniz. Seçtiğiniz bir resmi ekranda büyütüp aynısını çizmeye çalışmalısınız. Ancak bu şekilde el alışkanlığı kazanabilirsiniz.


Resme giriş ve Karakalem
Yağlı Boya Resim
Guaj Boya Resim
Sulu Boya Resim
Pastel Boya Resim
Perspektif












Bıçakve gül karakalem



Giriş

Şişe, sürahi ve bardak ile natürmort:

Karakalem tekniği ile dilediğiniz kompozisyonu tek renk olarak çalışabilirsiniz. Ayrıca bu çalışmalar resimleyeceğiniz yağlı boyalar için egzersiz niteliği taşıyacaktır. Eskiz defterlerine gerçekleştireceğiniz bu çalışmalar ilerde muhteşem tablolara dönüşebilirler.

Yüzyıllardır ressamların vazgeçemediği bir malzeme olan kurşun kalem ve kömür kalemle gerçekleştirilen karakalem çalışmalar, izleyenlerde her zaman farklı bir hayranlık uyandırmışlardır. Yağlı boya ve sulu boya çalışmaların renk zenginliğini bir kenara bırakarak oluşturulan bu ışık-gölge ve kontür çalışmaları, başlı başına birer sanat eseri olmalarının yanı sıra, renkli çalışmalar için yol gösterici bir rol üstlenirler.

Bu bölümümüzde teknikten biraz bahsetmenin yanı sıra sizlere karakalem çalışmaya başlamanız için size kısa bir örnek sunuyoruz. Adımları takip ederek kağıt, kalem ve silgi yardımıyla evinizde kolayca bulabileceğiniz malzemelerle oldukça keyifli bir çalışma gerçekleştireceğiz.

En temel resim malzemesi
Kurşun kalem en temel resim malzemesidir. Resme başlayanların mutlaka üzerinde çalışması gereken kompozisyon ve ışık-gölge tekniklerini kara kalem resimlerle geliştirmek en uygun çalışma yöntemi olacaktır. Boyaların kendilerine has özelliklerini ve teknik zorluklarını bir kenara bırakarak, kara kalem çalışmalarla resme ilk adımınızı atabilirsiniz.

Karakalem bir çalışma
Ortaya çıkan sonuç sizi tatmin edene dek, aynı ya da benzer konular üzerinde çalışmanızı tavsiye ederiz.
Hazırlayacağınız bir natürmort düzenleme ya da yakınlarınızın size modellik yapmalarıyla, ileride renkli çalışabileceğiniz kompozisyonlar için referans alabileceğiniz çalışmalar ya da hızlı eskizler gerçekleştirebilirsiniz.

Kara kalem çalışmaları için çeşitli yumuşaklıklarda kurşun kalemlerin yanı sıra kömür kalem ya da füzen benzeri malzemelerle birlikte hamur silgi kullanabilirsiniz. Böylece resimlerinizdeki ışık-gölge dağılımını dengeler ve hataları daha kolay giderebilirsiniz. Başlangıç olarak "H" benzeri sert kalemlerle çalışmanız ve resminiz ilerledikçe daha yumuşak kalemlere geçmeniz, ışık-gölge dağılımını dengede tutmanıza yardımcı olacaktır. Tabi kağıt seçiminiz de oldukça önemli. Dokulu kağıtlar, üzerlerinde daha fazla kalem izi tutacağından, resminiz size daha çekici görünecektir. Yine de yeni başlayanların daha az dokulu ve az gramajlı kağıtlar tercih etmesini tavsiye ederiz. Aksi takdirde resmi fazla koyultarak bir anda tamamen kararmış bir desenle karşı karşıya kalabilirsiniz.

Adım adım karakalem dersleri:





1) Objelerin taslaklarını çıkartın

Kağıdınız üzerine objeleri yerleştirmenize yardımcı olması için kağıdınızı eşit büyüklükte karelere bölebilirsiniz. Üç objeji de sadece kontür olarak, 2B kaleminizi kağıda fazla bastırmadan kağıda yerleştirmeye çalışın. Objelerin ayrıntılarına girmeyin ve yanlışlık yapmaktan korkmayın.




2) Taslağı tamamlayın

Objelerin kağıt üzerine yerleşimi sizi tatmin ediyor ise, şişe ve sürahi üzerindeki küçük detayları ekleyebilirsiniz. Kağıda doğru yerleşmiş ve birbirleriyle doğru ilişkilendirilmiş nesneler gölgelendirmeye hazırlar.




3) Şişeyi gölgelendirin

Işığın nesnelerin üzerine nasıl düştüğünü dikkatlice inceleyin. Kömür kalemle çalışmaya başlayarak gölgelendirmelere başlayın. Sivri uçlu kömür kalemle yapacağınız sert ve yumuşak kalem darbeleriyle, ışıklı bölgelere geçmemeye dikkat ederek şişeyi gölgelendirin. Şişenin yuvarlak formunu vermek için dönen formunu takip eden çizgiler kullanmaya çalışın.






4) Bardağa form kazandırın
Şişenin ağzı gibi detayları kömür kalemin ucunu iyice inceleterek çalışın. Ardından bardağa dönün, sağ yanındaki gölgeli bölgeyi oluşturmak için kaleminizi biraz daha bastırarak kullanın. Solundaki ve üst tarafındaki ışıklı bölgeleri boş bırakın.




5) Sürahi üzerinde çalışın

Çizimini tamamladığınız bölgelerin üzerine bir parça kağıt yerleştirin ki, kurşun kalem kağıt üzerinden dağılıp resminizi kirletmesin. Ardından sürahiyi gölgelendirmeye başlayın. Yine ışık alan bölgeleri açıkta bırakarak dikey çizgilerle gölgelendirme yapın.




6) Sürahiyi biraz koyultun

Kademe kademe ilerleyerek nesnelerin üzerine düşen gölgeleri koyulaştırın. Gerek gördünüz alanlarda ışığı belirginleştirmek için silginiz ile kurşun kalem lekelerini silerek daha parlak ışık olurturabilirsiniz.





A - Kağıda yerleştirme

Nesnelerin detaylarına girmeden önce kompozisyon genel hatlarıyla kağıda yerleştirildi ve objelerin birbirlerine olan orantıları kontorl edildi.

B - Kurşun kalem kullanmak
Hata yapma ihtimaline karşı taslak 2B kalemle çizildi. Ardından çalışma kömür kalemle tamamlandı. Kömür kalem neredeyse tüm kurşun kalem izlerini gizledi. Unutmayın kurşun kalem kömür kalemden daha açık tonlar oluşturur ve daha yumuşak bir sonuç verir.

C - Üç boyutlu görüntü
Natürmortta gördüğünüz üç nesne de yuvarlak forma sahipler. Bu etkiyi kağıda taşımak için kontür çizmek yeterli olmayacaktır. Bu sebeple gölgelendirme, objelerin formlarını ortaya çıkaracak şekilde yapıldı.



ÇİZGİLER:

Çizginin 3 tipi vardır: Düz çizgi, yuvarlak(oval) çizgi, spiral çizgi. Bir sanat eserinde bu çizgilerin uyumları,
ahenkleri plastik bilgilerle uygulanır. Doğanın kendisi ve yapay eşyaların çoğu daire, oval, üçgen, kare biçimlerden oluşurlar. Sanatın her dalında meydana getirilen eserler en güzel, en ahenkli ve hareketi taşıyan, ritim sağlayan Eğri çizgilerdir. Kullanımları zor, fakat estetik zevklerine doyulmaz.

Her çizgi kalın veya ince, çift veya paralel, eğri veya kırık çizgiler tekrar edilerek birtakım güzel biçimler yapılır. Bu çizgilerle dekoratif birçok değişik biçimler gösterilir.

KROKİ VE DESEN:


Krokiler daima bir formun aslına uygun olmak, görünümünü sağlamak için yapılır. Çizgiler arasında biçim belirince konturlar sağlam bir desenle sona erdirilir.

Desenin değişik türleri:
Gözlem deseni, Bellek deseni, Hayal deseni, Perspektif desen, Sanat deseni, Dekorasyon deseni, Dokumanter desen olarak adlandırılır.


Desen:

*İfade için doğal bir ağaçtır.
*İçgüdünün ifadesidir.
*Bir tekniktir.
*Bir sanattır.

Soyut bir kompozisyon, bir sürahinin, bir portrenin gerçek temel formunu bulmak için Kroki araştırmaları yapılır. Bu çizgiler çabası her ressam tarafından zevkle yapılır. Buna doğru, gerçek, sanatsal biçimi bulma uğraşı denir.

OBJELERİN AKSI:

Eşya, bitki, hayvan, insan gibi varlıklar doğa yapılışlarına göre bir veya birden fazla simetrik aksları vardır.
Ressamlar denge, ahenk, sağlamlık sağlamak için çizimde ve objede dengeyi sağlayan simetrik aksları araştırmıştır.

Objelerin akslarının iki tarafındaki karşılıklı parçalar eşit olur. Bazen birbirine ne benzer ne de denk olur. Buna assimetrik aks görüntüsü denir. Ama genelde ressam aksın diğer tarafına biçimler, lekeler, uzatmalar ekleyerek simetrik aksın dengesini sağlar.

ÖLÇÜ NASIL ALINIR?


Bir objenin resmi çizilirken önce aksı araştırlır. Eşyaların uzunlukları, genişlikleri arasındaki farkları kalemle araştırarak aks üzerinde işaretlenir.

Temel Çizim Teknikleri

















Bu bölümde verilen bilgileri inceleyip öğrenirseniz, çizim sanatının temel tekniklerini başarıyla uygulayabilme yönünde önemli bir adım atmış olacaksınız. İzleyen sayfalarda bu amaçla resim sanatında konu seçimi ve kompozisyon teorileri, boyut ve orantı, çerçeveleme, perspektif, ton değerleri, ışık ve gölge, kontrast ve atmosfer gibi sorunlar tartışılacak, incelenecek ve uygulanacaktır. Ama unutmayalım ki: başlık ve konulan okumak ve örneklere bakmak başarılı olmak için yeterli değildir; bunun yanı sıra mutlaka çizim yapmamız gerekir. Konuyu okuduktan sonra, size önerilen alıştırmaları yapınız. Başlayalım mı?



Pencereye yakın bir yere doğal ışığı yan­dan alacak biçimde bir masa yerleştirin ve masaya beyaz bir örtü örtüp üstüne model olarak seçtiğiniz eşyaları koyun. Eşyaları aydınlatmak için yapay ışık da kullanabilirsiniz. Bu durumda kontrast artar ama bu çok önemli değildir. Şimdi de kompozisyona yani düzenle­meye geçelim ve konumuzdaki objeleri göze güzel görünecek bir biçime soka-hm. Eski Yunanlı filozof Platon'un gü­nümüzde hâlâ geçerli olan ilkesine göre: Kompozisyon çok çeşitliliğin içindeki bütünlüğü bulmaktır. İyi bir kompozisyonda resmi oluştu­ran objeler resim için ayrılan alanda ne iç içe ne de çok dağımk olarak yerleşti­rilmelidirler. Sanırım ben resmimde bü­tünlük ve çeşitlilik arasında bir denge ku­rabildim (Resim 172). Bence, eğer el­mayı daha sola koysaydım ya da porta­kalı testiden daha çok uzaklaştırsaydım, kompozisyon bozulacaktı. Siz de acele etmeyin. Cezanne'ın ölü doğa resimlerini yaparken objelerin doğru kompozisyonunu bulmak için saatlerce çalıştığını unutmayın. İyi bir kompozisyon bulduğunuza ka­rar verince resminizi çerçeveleyin: Çerçeveleme kompozisyonun önemli bir unsurudur. Çerçeveleme için dik açılı iki siyah karton yarım çerçeve kesilir. Model bu çerçeve içine yerleştirilmeye çalışılarak şu kararlar verilir: A) resmin biçimi na­sıl olacak? Yatay bir dikdörtgen mi? Di­key bir dikdörtgen mi? Yoksa kare mi? B) resim çerçevenin içindeki alanın ne­resine yerleştirilecek? Ortasına mı? Üst­te veya altta bir yere mi? C) resim kâğı­dının ölçülerine göre resmin boyutları ne olacak? Bu son noktayı çözerken, ço­ğu acemi ressamın yaptığı tipik bir yan­lışı yapmamaya çalışın. Resim alanını büyük tutup içine küçük bir çizim koy­mayın (Resim 173). Korkmayın; en iyi kompozisyonu bulana kadar modelinize yaklaşın. Doğru kompozisyonu yakala­dığınızda onu hemen fark edeceksiniz. Res. 174. Dikkat eder­seniz Resim 173'te çer­çeve, modelin uzağına yerleştirilerek model kü­çültülmüştür. Bu resim­de ise, modelin boyutla­rı ile resmin boyutları arasında doğru orantılı ve başarılı bir kompo­zisyon ilişkisi vardır.



Boyut ve Orantıları Göz Kararıyla Ayarlamak. Şimdi resim yapmaya başlıyoruz; siz si­zinkini, ben benimkini. Bunun için bir resim tahtası, bir HB kurşunkalem (şim­dilik), yumuşak ve şekil verilebilen bir hamur silgi ile 35x25 cm'lik orta grenli bir resim kâğıdınız olması gerekiyor. İlk iş: Modeli gözlemleyin. Ona bakın. Onu inceleyin. Picasso ne demiş: "Ressamlık gözlemciliktir." Bu nedenle formları, renkleri, kontrastı gözlemleyin... ve he­nüz çizime geçmeden göz kararı ile modelinizin boyut ve orantılarını hesaplayın. Kompozisyonun genel biçimi nasıl olacak? Merkezi nerede olacak? Benim resmim kabaca bir üçgen biçiminde. Karşı sayfadaki Resim 179'da gördüğü­nüz gibi dikey orta çizgi testinin biraz solundan, yatay orta çizgi ise, aşağı yu­karı portakalın ortasından geçecek. Çizi­lecek modelin enini ve boyunu kararlaştırabilmeniz için bu noktada durup, size profesyonel ressamların modellerini na­sıl ölçtüklerini anlatmanın yararlı olacağını sanıyorum.
Ressam eline bir kurşunkalem ya da bir fırça alır (Resim 176) ve elini öne doğru uzatarak modeline bakar (Resim 177), başparmağım yukarı kaldırarak ya da aşağı indirerek modelde bir bölümün ölçüsünü belirler. Ardından aynı ölçüyü modelin diğer boyutunda bulmaya çalı­şır (Resim 178). Bu örnekte, ben testinin ağızından üzümlerin alt çizgisine kadar olan uzaklıkla portakal ve elmanın dış kenarları arasındaki uzaklığın eşit uzun­lukta olduğunu buldum (Resim 178, 180). Şimdi de siz kendi modelinize dö­nüp inceleme ve ölçümlerinize başlayın.


Res. 176-178 üç aşa­mada ölçü alınışı: Bir kurşunkalem ya da uzun saplı bir fırça alın; bunu kendinizle model arasında tutun (Resim 176). Başparmağınızı kalemin üstünde gezdi­rerek modelin ölçmek istediğiniz kısmı ile eşit bir uzunluk saptamaya çalışın (Resim 177). Bir de, eğer yapabilirseniz, modelinizin başka bö­lümlerinde de kalemin üstünde saptadığınız uzunluğa eşit başka uzunluklar bulun (Re­sim 178).




Çerçeveleme : Üç Boyutluluk Sorunu 

Modeliniz doğadaki gerçek bir nesne ve üç boyutu var: Yükseklik, genişlik, de­rinlik. Ama siz resminizde ancak iki bo­yutu; yükseklik ve genişliği gösterebilir­siniz. Bu da önemli bir sorundur. Üç boyutlu bir nesne iki boyutlu olarak nasıl görüntülenir? Hepimiz nesneleri tüm gövde özellik­leriyle görür; nesnenin bazı parçalarının önde, bazı parçalarının ise daha arkada olduğunu, nesne üzerindeki girinti ve çı­kıntıları ve iki nesne arasındaki hava boşluğunu algılarız. Elbette, iki boyutlu düz bir yüzeyden (örneğin bir fotoğraftan) kopya yoluyla resim yapmak daha kolaydır. Düz yü­zeylerde formlar da düzdür. Böyle bir yüzeyde gördüğünüz her şeyin enini ve boyunu ölçebilir ve onları olduğu gibi resim kâğıdınızın üstüne geçirip benzer formlar elde edebilirsiniz. Peki ama şu üç boyutluluk engelini nasıl aşalım. Bunun için önce, doğada gördüğümüz şeyleri tekrar tekrar çizmeli ve kendimi­zi bu nesneleri dümdüz, diğer bir deyişle perspektif kısalmaları ya da derinlikleri olmayan modeller olarak görmeye alış­tırmalıyız. Bu alışkanlığı edinmek zo­rundayız. Bu konuda önerim şöyle: Ön­ce, derinliği az olan nesnelerin resmini yapın. Bir yüz resmi yapacaksanız bu yüzü profilden çizmek, önden çizmekten daha kolaydır. (Önden bakıldığında bu­run birbirinden ayrı gölge ve ışık alanla­rı oluşturur.) Birde, modelinize ilk defa görüyormuş gibi bakmaya çalışın. Sonuncu önerim de, çerçeveleme yap­manız. Başka bir deyişle, modelinizin yapısını geometrik olarak gösterin. Bu­nu düz, derinliği olmayan geometrik çer­çeveleme ile elde edebilirsiniz. Önce kâğıdı ya da resim alanını orta­dan yatay ve dikey olarak iki çizgiyle bölün. Örneğin, ben bu artı biçimindeki iki çizgiyi kâğıdın üzerine çekip (Resim 182) kalemle ölçü alma yöntemi ile tes­tinin de masa örtüsünün kenarının da resmin ortasında olmadığım gördüm.




Bir ölü doğa resmi yapmak
Ben kendi konumu çiziyorum, siz de sizinkini çizin. Ben çizim için normal HB kurşun kalem kullanıyorum; kolayca silinebilen hafif çizgiler çizilebilen bu kalemleri "çerçeveleme" ve eskiz çizimi için ideal buluyorum.
Toprak testiyi çiziyorum. Simetrik bir biçimi var. Ortadan dikey bir çizgi çekiyorum; bu çizgi merkez çizgisi oluyor. Ardından merkez çizgi­nin her iki yanına testinin sağını ve solunu bi­çimlendiriyorum; kulpu ve testinin ağzı ile göv­desini süsleyen yuvarlak şeritleri çiziyorum. Bü­tün bunları kalemi fazla bastırmadan ve ölçü noktalarını belli belirsiz işaretleyerek çiziyorum. Bu sırada bir yandan da ışık ve gölgeleme için ilk dokunuşlarımı yapıyorum (Resim 187). Bu çok önemli bir nokta. Lütfen, siz de şunu aklı­nızdan çıkarmayın:
Objeler çizgilerle ya da dış hatlarıyla değil
ışıklı ve gölgeli renk alanları ile belirginleşir.
Modelinizdeki formlar belirginliklerini profil­leri ya da dış hatlarıyla kazanmazlar. Hepimiz modelde belirli yoğunlukta ve nitelikte renk, ışık ve gölge alanları görürüz. Bunlar modelin formunu tanımamıza yardımcı olur. Şimdi siz de Ingres'ın nesnelerin profilleri ve dış hatları için kullandığı adla "form sepeti"ni çizerek işe başla­yabilirsiniz. Ama aynı anda çiziminize formunu vermelisiniz. Corot'un dediği gibi: "Resim ya da desen yaparken dikkat edilmesi gereken ilk şey değer, yani ışık ve gölge etkileridir."
Çizime devam ediyoruz, hep aynı yöntemle çalışıyoruz, önce ana hatları çiziyor ve hemen ardından ışıklı gölgeli alanları oluşturuyoruz.
Şimdi modelin üzerinde ayrıca durmamız ge­reken bir parçasına geliyoruz - üzüm salkımı. Bu parçanın çizimi için özel özen göstermemiz gerekiyor. Böyle çalışmazsak, salkım salkımlık-tan çıkar ve elimizde ne olduğu anlaşılmayan bir şey kalır. Benim her üzüm tanesini tek tek çizmem, ışıklı ve gölgeli alanları modeldekilerle karşılaştırmam; üzümlerin saplarını, üzüm tane­leri arasındaki doğru uzaklığı belirlemem gere­kiyor (Resim 188). Bu ayrıntılara boğulma de­ğildir. Ingres, "ayrıntılar aşırıya kaçmaması ge­reken gevezeliklerdir," demiştir, ama ayrıntılara hiç inmeden çalışmak da doğru olmaz. Çizdiğiniz çizgilerin yönüne çok önem veriniz.
Her çizgi, formu yansıtmalıdır. Bu şu demek­tir. Eğer deniz resmi çiziyorsak, çizgiler yatay olarak çizilir; çimenli bir alan çiziyorsak, çizgi-


Daha güç konuların çizimi
Artık resimlerimizi bitirdik; siz sizinki­ni, ben benimkini. Benimki aslında, ol­dukça kolay bir konuydu; bir tek zorluk vardı: Üzüm salkımı. Ama o da büyük bir zorluk sayılmaz...
Şimdi diyelim, ben resmimde bir şeyi değiştirdim. Örneğin, modeldeki üzüm salkımına fazladan bir üzüm tanesi ekle­dim ya da bir üzüm tanesini eksik çiz­dim. Aradaki farkı kimse anlamaz. Şim­di de diyelim siz çizdiğiniz manzara res­minde modelde var olan bir telgraf dire­ğini resme koymadınız ya da bir ağacın yerini değiştirerek çizdiniz. Kimse far­kında olmaz. Ama bazı konular vardır ki, hiçbir değişikliği ya da yanlışı kaldır­maz. Buradaki Marilyn Monroe resimle­rine bakın. Birinde, bilerek bazı uzaklık­ları da değiştirdim. Üstteki 192 numaralı resimde sol yanak biraz daha doludur ve sol gözün biçimini değiştirmektedir. Bu resimde daha kalkık olan burunla ağız arasındaki uzaklık daha fazla, ağız ise daha küçük, sağ kaş daha kalkıktır.
Alttaki resimde aynı baş, sizin de gör­düğünüz gibi, doğru ölçülerle başarılı bir biçimde çizilmiştir. Bu desen gerçekten Marilyn'in tıpa tıp kendisidir. Bu desene bakıp, "Evet, Marilyn'e benziyor ama, bilmem, sanki tam değil," diyemezsiniz. Leonardo "Resim Üzerinde İnceleme" sinde bu noktaya değinmiş ve görmeyi geliştirme, ölçmeyi öğrenme, oranlan doğru kestirme gibi konulan tartışmıştır.
Bakalım, Leonardo ne demiş?
"Bir bakışta doğru ölçüleri bulma be­cerinizi geliştirin. Bu amaçla aranızdan birine bir duvara düz bir çizgi çektirin. Sizler de duvardan 20 m. kadar uzakta durup bu çizginin uzunluğunu söyleyin. Ardından sonuçları kontrol edin. Doğru­ya en çok yaklaşanlar yarışı kazanmış sa­yılır. Bütün bu oyunlar çizim ve resimde en önemli faktör olan doğru görme yete­neğini kazanmaya yardımcı olur."
Res. 192 ve 193. Bazı resimler ve konular bo­yut ve oranların hesaplanmasındaki hataları kabul etmez. Resim 192 ile 193 karşılaştırıldığında Marilyn Monroe'nun hatlarında ya­pılmış ufak yanlışlar benzerliği ortadan kaldırarak portreyi geçer­siz kılmaktadır.


196

Doğru perspektif çizimi

Paralel perspektif ve açık perspektif
Perspektif çok kapsamlı, karmaşık ve matematikle ilişkili bir konudur. Ama bizler ne matematikçi ne de mimarız. Bizim tek yapmak istediğimiz şey, ko­numuzu belli bir çerçeve içinde tutup acemi ressamların yaptığı yanlışları yap­mamak ve kişisel becerimizle istediği­miz konuyu bakarak ya da ezberden çi­zebilmektir.
Aşağıda perspektif konusunda bilme­niz gereken temel bilgiler çıkartılmıştır.
Perspektifin temel öğeleri şunlardır:

Ufuk Çizgisi (UÇ)

Görme Noktası (GN)
Kaçma Noktası ya da Noktaları (KN)
Ufuk çizgisi (UÇ) gözlemcinin (ya da çizilecek nesneye bakan kimsenin) göz­leriyle aynı yükseklikte olan bir yatay çizgidir. Bu öğenin klasik bir örneğini bu sayfadaki 195, 196 ve 197 no.'lu re­simlerde görüyoruz. Bu örnekte ufuk, deniz ile gökyüzünü bölen çizgi olarak görülmektedir. Dikkat ederseniz bakan kişi oturduğu zaman ufuk çizgisi aşağı­da, ayakta durduğunda göreceli olarak daha yukardadır.
Adından da anlaşılacağı gibi, görme noktası (GN) gözlemcinin yani kişinin gözünün bulunduğu noktadır. Nesneye bakış bu noktadan yöneltilir.
Kaçma (ya da kaçış) noktası veya nok­taları (KN) da görme noktası gibi ufuk çizgisinin üzerinde yer alır ve gözden sonsuza doğru uzaklaşan paralel çizgiler bu noktada birleşirler.

Üç tür perspektif vardır:
1. Tek kaçma noktalı Paralel Pers­pektif
2. İki kaçma noktalı Açık Perspektif
3. Üç kaçma noktalı Dikey Perspektif
Karşı sayfada, Resim 198'de tek kaç­ma noktalı bir paralel perspektif örneği görüyoruz. Dikkat ederseniz, mavi küp­lerin bize en yakın yüzleri (A, B ve C) görüntü düzlemine paraleldir ve ufukta bir noktada kaybo­lan bütün kaçar çizgiler birbi­rine paralel görünmektedir.
Sayfanın altındaki fotoğraf­ta (Resim 201) iki kaçma noktalı pers­pektifin klasik bir örneğini görüyoruz. Bu durumda yatay "paralel" çizgiler ufuk çizgisine doğru uzaklaşan ve iki ayrı noktada birleşen iki çizgi grubu meydana getirirler.
Resim 199 ve 200'de perspektif çizi­minde küp ve benzeri biçimlerdeki nes­nelerle çalışılırken sık yapılan tipik bir yanlışı görmekteyiz. Bu yanlış şöyle açıklanabilir. Bir küpün tabamnın oluş­turduğu açı her zaman 90 dereceden fazla olmalıdır (Resim 199). Eğer bu açı 90 dereceden az olursa küpün biçimi bozulur (Resim 200).
Res. 195-197. Deniz ile gökyüzünü ayıran çizgi­yi ufuk çizgisi olarak alan klasik bir örnek. Bu çizgi tam karşıya baktı­ğımızda gözlerimizle aynı düzlemde varsay­dığımız bir çizgidir. Biz yere oturup bakışımızı aşağıya çekersek bu çizgi de aşağıya iner: Alçak bir ufuk çizgisi el­de ederiz. Daha yüksek bir yerden baktığımızda ise, ufuk çizgisi daha yukarıda bir noktadan geçer: Yüksek bir ufuk çizgisi elde ederiz.




Daire ve Silindirin Perspektifleri

Şimdi, elle yapılan bir daire­den başlayarak bir daire ve bir silindirin perspektiflerinin na­sıl çizildiğini görelim. İşe çiz­mek istediğimiz dairenin çapı kadar genişlikte bir kare çize­rek başlarız. Sonra köşegenleri (Resim 204 A) ve kenar ortay­larını (Resim 204 B) çizeriz. Sonra da kenar ortaylarından birini üç eşit parçaya bölüp işa­retleriz (Resim 204 C). İşaret­lenen bu noktaların merkezden en uzak olanından geçen ve kenarları dıştaki kareye paralel olan bir kare daha çizeriz (Re­sim 204 D). Böylece a, b, c, d, e,f,g ve h noktalarını buluruz. Bu noktalar dairemizin çembe­ri üzerindedir (Resim 204 E).
Şimdi de açık perspektifle çizilen bir kare içine dairemizi yerleştirelim (Resim 204 F). Paralel perspektifle ve açık perspektifle çizilen daireler arasında gerçekte herhangi bir fark olmadığını unutmayalım; sonuçta her zaman bir elips el­de edilir (Resim 205 A ve 205 B).
Bir silindirin çizimine Re­sim 206 A ve 206 B'de gördü­ğümüz gibi bir dikdörtgen prizma ile başlamr. Silindirin dairesel tabanları yukarıda gördüğümüz yöntemle çizilir.
Şimdi de silindir çiziminde yapılan bazı tipik yanlışlıklara bakalım: İlk (ve en sık) karşı­laşılan yanlışlık silindirin ke­narlarında taban dairesi ile yan yüzeylerin birleştiği nok­talan açılı çizmektir (Resim 207 A). Bir diğer ve sık karşı­laşılan hata taban dairesinin yanlış perspektifle çizilmesidir (Resim 207 C). Bir başka hata da silindirin kalınlığım çizer­ken perspektif kısalmanın dik­kate alınmamasıdır (Resim 207 E ve 207 F).




Alanların açık perspektifle derinlemesine bölünmesi

Karo taşla döşenmiş bir zemi­ni açık perspektifle çizmek için önce ufuk çizgisini belir­lememiz gerekir. Sonra, ze­mini açık perspektifle çizeriz. Ardından zeminin, bakan ki­şiye en yakın köşesinden ufuk çizgisine paralel ikinci bir çizgi, ölçü çizgisi çizilir. Sonra da, zeminin ölçü çizgi­sine değen köşesi (A) ve onun çaprazındaki köşeyi (B) birleştiren çizgi ufka doğru devam ettirilerek çapraz kaç­ma noktası (ÇKN) bulunur (Resim 211).
Daha sonra da ölçü çizgisi­nin yarışım, eşit parçalara, ör­neğin dört parçaya böleriz. Bu ölçü çizgisinin üstündeki bölme çizgilerinden KN l'e kaçan çapraz çizgiler çizer­ken AB doğrusu üzerinde 1, 2, 3 ve 4 sayılı noktalar elde edilir (Resmi 212). Eğer bu noktalardan KN 2'ye kaçar çizgiler çizilirse 4x4 karolu bir döşeme grubu elde edilir (Resim 213).
Şimdi dikkat edilecek bir şey var. Sağdaki en son karo­nun köşegenini ufka doğru uzatırsak ÇKN noktasına va­rırız. Böylece yeni referans noktalan bulacağımız bir çiz­gi elde ederiz (Resim 214). Bu da KN l'e kaçan daha çok sayıda çizgi çizmemizi ve zemini tamamlamamızı sağlar.
Res. 211-215. Perspektifi rönesans ustaları bulmuşlardır. Bu buluşun te­melinde bu sayfada gördüğünüze benzer taş zemin çizimleri vardır. Bu taşların çizimi bu ustalara insan figürünü ve yapıları perspektifle çiz­me konusunda deneyim kazandır­mıştır. Ben de size daha önceki önerimi tekrarlıyorum: Taş döşeme­leri inceleyin ve onları perspektifle tekrar tekrar çizin, çizin.


Gölgelerin perspektifi

216
Bir oda düşünün: Tavandan aşağı bir ampul sarkıyor ve ampulün ışığı yerde dik duran kare biçimli bir yüzeye düşü­yor. Yapay ışığın düz doğrular halinde yayıldığını hepimiz biliyoruz. Buna gö­re, eğer kare yüzeye düşen ışık ışınlarını, ampulden yayılan öbür ışık ışınlarından ayırabilseydik, en dıştaki ışınların (A, B), karenin kenarlarından geçerek kare­nin gölgesini oluşturduklarını görürdük. (Resim 216).
Bundan şu sonuç çıkar:Gölgenin perspektifinde ışığın kaynak noktası aynı zamanda ışık kaçma nokta­sını (KN) oluşturur, bu nokta gölgenin biçimini belirleyen ışınların birleştiği noktadır. Perspektifi tamamlamak, göl­genin yer düzlemindeki yerini ve yönü­nü ışığın yerine göre saptamak için ikin­ci bir noktaya daha gerek vardır.
Bu ikinci noktayı Resim 217'de görü­yoruz. Bu da gölge kaçma noktasıdır (GKN) ve ışık ışınının yer düzlemine di­key olarak düştüğü yerdir.
Aynı resimde tüm kaçma noktalarının oluşturduğu geniş kapsamlı etkileşim de değerlendirilebilir. Burada hem KN 1, hem de KN 2'yi görebiliriz. Karar ver­memiz gereken tek şey GKN'nın nereye yerleştirilmesi gerektiğini saptamaktır -bu da IKN'nı yer düzlemine taşımakla; teknik terim kullanmak gerekirse, tavan­daki ışığın yatay düzlemdeki izdüşümüyle olur. Resim 217'de bu izdüşümünün açık perspektifle tasarlanmış bir örneği­ni görmekteyiz. GKN'nın tavandaki kar­şılığı ampulün tavanla birleştiği nokta­dır. Bu nokta, kesik çizgilerle görüldüğü gibi, yer düzlemine taşınmıştır.
Bundan sonra yapılacak işlem ışın çiftleriyle çalışmaktır. IKN'dan çıkan ve yerdeki cismin üst yüzeyindeki bir uç noktadan (C) geçen ışık çizgisi (A), GKN'dan çıkan ve yerde bu uç noktaya karşılık gelen noktadan(C') geçen çizgi (B) ile birleştirilir (D). Böylece gölgenin uç noktası ortaya çıkar. Bu ışın çiftlerini kullanarak gölgeyi oluşturan diğer nok­talar da bulunur. Sonunda bu noktalar birleştirildiğinde gölgenin şekli ortaya çıkar.


Doğa ışığın oluşturduğu gölgenin perspektifi:


Ton değerleri çalışması: Tonların karşılaştırılması ve gruplandırılması
Işık ve gölgenin modelde yaptığı etki­leri gözlemlemek ve bunu çizmek, mo­delin ton değerleri çalışmasını yapmak­tır. Ton değerleri çalışması çizim sanatı­nın önemli bir bölümüdür; çünkü, hem gövdelerin hacmi hem de ressamın yap­tığı işin kalitesi bununla belirlenir.
Ton değerleri çalışması karşılaştırma yoluyla yapılır.
Ton değerleri çalışması renklerin ton­larının ve derecelerinin birbirleriyle kar­şılaştırılarak hangilerinin daha koyu, hangilerinin daha açık olduğunu, hangi­lerinin orta tonda olduğunu zihinden sı­nıflandırmayı da kapsar. Bu kolay gibi görünse de iş uygulamaya geldiğinde birtakım güçlükler ortaya çıkar.
İlk ve en çok yapılan yanlış, ressamın tonları gereğinden çok, göze batacak bi­çimde, koy ulaştırmasıdır. Bu, resme katı ve yanlış bir ton yoğunluğu kazandırır. Bu yanlışa bir örnek olarak verilen Re­sim 223'ün ton değerleri skalası (A) in­celendiğinde açık gri ve beyaz tonlarının yeterince kullanılmamış olduğu görülü­yor. Bir başka sık görülen yanlış da Re­sim 224'te verildi. Bu resimle ilgili ton skalasında da (B), orta derecedeki grile­rin çok az kullanılmış olduğu görülüyor.
Bu tür yanlışlar yapmamak için:
Çizim boyunca tonları karşılaştırın ve ton çalışmasını her an değişebilecek so­nuçlara göre ayarlayın.
Bakın, karşılaştırın, yeniden bakın: Karşılaştırmalarınızı siyah ve beyaz gibi değişmeyen değerlere dayandırın. Bütün modellerde beyaz ve siyah alanlar bulu­nur. Koy gri bir tonun yoğunluğunu si­yah ile; açık griyi beyaz ve koyu griyle karşılaştırın; düzeltmeler ve değişiklik­ler yaparak çalışın. Şunu unutmayın: Ön plana yakın renkler arka plandaki renk­lerden daha koyu tonlarda görünürler.
Res. 223 ve 224. Ton değerlendirmesinde ya­pılan iki yanlış. Res. 223'te yüzün en çok ışık alan bölümlerinde bile aşırı koyu tonlar kullanılmış. Res. 224'te ise tam tersi bir yanlış var. Ressam tonları ye­terince yoğunlaştırmadığından etkisiz ve be­lirsiz bir sonuç ortaya çıkmış. 223 A ve 224 B' de bu çizimlerde kulla­nılan ton değerleri ska­lası (ölçeği) görülüyor.

Ton çalışmasını, önce orta tonları elde ederek adım adım uygulayın ve hacmi (oylumu) ortaya çıkarabilmek için, farklı ton çeşitlerini kapsayan açık renkli "za­yıf bir skala kullanın (Resim 225). Son­ra resmi tamamlayana kadar aşama aşa­ma tonları artırın (Resim 226).
Işığı çizmeyi unutmayın. Sayfa 60'ta neler söylediğimizi hatır­layın. Orada objelerin, dış hatlarının çizimiyle değil ışıklı, gölgeli renk alanları ile belirginleştiğini söylemiştik. Resim 226'daki çıplak kadın resmine bakın. Dikkat ederseniz, modelin profili çizgi­lerle değil, gövdede oluşturulan ışıklı alanlarla ortaya çıkarılmış; arka planda oluşturulan yumuşak gölgeleme ile de pekiştirilmiştir.
Tüm sanatçıların bildiği bir teknik de şudur:
Modele bakarken gözlerinizi yarı yarıya kapatın. Bu amaçla' gözlerinizi biraz kısın. Ne­den mi? Çünkü, modele böyle bakarsa­nız: 1) Küçük ayrıntıları yok etmiş olur­sunuz. 2) Kontrastları daha net görebi­lirsiniz. Birinci aşamada model gözü­nüzde bütünleşir; ve yalnız tonlar ile renkler görülür. Çünkü gözünüzü kıstı­ğınızda görüntüyü bulanıklaştırırsınız. Bunun sonucu olarak da objeler arasın­daki kontrast artar.
Res. 227. Koyu siyah­tan açık gri, kirli beyaza kadar geniş bir ton dizi­si, ressamın vücut hac­mini (oylumunu) resim­lemesine olanak sağ­lar.




Işık ve gölge

Bir resmin tasarımında ve uygulanma­sında ana faktörlerden biri de ışıktır. Hatta bazı resim üslupları için ışık, tek ve vazgeçilmez faktördür. Örneğin, Ca­ra vaggio'nun etkisiyle ortaya çıkan tenebrizm akımında şiddetli ışık ve gölge kontrastları kullanılmıştır; izlenimcilikte ışık tek başına başrolü oynamış; fovizm akımının yandaşları yalın, parlak, göz alıcı ışık renklerinden yararlanmıştır.
Ressam yaşadığı ya da yaşamayı özle­diği duygulan ve ruh durumunu ışığı kullanma biçimiyle bize yansıtır.
Aşağıdaki faktörlere dikkat etmeliyiz: Işığınkalitesi/Işığınyönü/Işığınmiktarı
Elektrik bulunmadan önce büyük ustalar atölyelerinde tavana yakın bir pencere­den ya da bir dam penceresinden düşen doğal ışık altında çalışmışlardır. Resim 228'de Velâzquez'in atölyesinde yapmış olduğu Çıkrıkçılar adlı tablosunda, arka zemindeki figürlere vuran ışık işte bu tür ışığa bir örnek sayılabilir. Bir sonraki re­simde (Resim 229) günümüzün bir atöl­yesini görmekteyiz. Tavana yakın yük­sek bir pencereden doğal ışık alan bu atölye, aslında benim kendi atölyem.
Bu tür klasik ışıklandırma, Resim 230 A'da da görüldüğü gibi, kontrastlar oluşturmadan yumuşak geçişlerle modelin hacim özelliklerini yansıtabilen bir ışık verir. Yapay ışık veya doğrudan ge­len güneş ışığı ise kontrast dolu, keskin, sert dış hatlar verir (Resim 230 B).
Işığın yönü
Işık, herhangi bir nesneye beş ayrı yön­den vurur.
1. Önden gelen ışık (Resim 231). Kla­sik çizim için önerilmeyen bu tür ışık, "renkçi" üslupta, tonlama yapmadan, formları gölgesiz düz renklerle gösteren ressamlar için idealdir.
2. Önden, hafif yandan gelen ışık (Re­sim 232). Formu ve hacmi en iyi göste­ren ışık türü budur. Neyin resmi yapıla­caksa yapılsın bu ışık uygundur.
3. Yandan gelen ışık (Resim 233). Bu ışık modele bir tür hareketlilik kazandır­dığından ölüdoğa ve figür resimleri için önerilir. Ressamlar kendi portrelerini ya­parken genellikle bu türü kullanırlar.
4. Arkadan gelen ışık (Resim 234). Eğer gölgeli alanlardaki kontrast yansı­yan ışıklarla yumuşatılırsa, bu ışıklandır­ma özel niteliklerle dolu bir ışık türüdür.
5. Alttan gelen ışık. Bu tür ışık, günü­müzde, pek kullanılmamaktadır. Yine de resimde korku, panik, şiddet vb. gibi ni­telikleri göstermek için uygun bir türdür. Goya, 3 Mayıs 1808 İnfazı adlı tablosun­da bu tür ışıklandırmayı kullanmıştır.
Res. 228 ve 229. Bütün büyük ustalar gibi Velâzquez de resimlerini atölyesinde 1,5 metre­den daha fazla yüksek­likte bir pencere ya da ışık deliğinden ve doğ­rudan gelmeyen doğal ışıkta yapmıştır. Resim 229'da aynı tür ışıklan­dırma ile donatılmış bir resim atölyesi - yazarın atölyesi - görülmekte­dir.



Kontrast

Resimde kontrast probleminin çözümü ton değerleri çözümüyle yakından ilinti­lidir. Leonardo da Vinci, Resim Üzerine İnceleme'sinde "Ressam, en berrak ton­ları oluşturan ışıklı alanlar ile en koyu tonları oluşturan gölgeli alanların birbirleriyle ne şekilde ve ne kadar karıştığını saptamalı ve bunları karşılaştırmalıdır," der. Bu da, ton değeri, tonların karşılaştırılmasıyla bulunur demektir.

Kontrastı çoğaltmak için bilmemiz ge­reken bazı faktörler vardır:

1. Kontrast, ton kontrastı ya da renk kontrastı olarak oluşturulabilir.
2. Kontrast, sanatçı tarafından y olarak oluşturulabilir.
3. Kontrast "eşzamanlı" olabilir.
1. Ton ve renk kontrastı. Ton kontras­tı, koyu bir tonla açık bir tonun yan y gelmesiyle oluşur. Renk kontrastı ise, i ayrı renk ile elde edilir: En güçlü re kontrastını, tamamlayıcı renkler verir.
2. Kontrast oluşturmak. M. Boussett kitaplarından birinde şöyle demektedir: "Tiziano manzara resimlerinde arka pla­nı özellikle koyu tonlarla boyamış böy­lece ön plandaki figürlerin olduklarından daha açık tonda ve daha çarpıcı görün­melerini sağlamıştır." Cezanne da ölüdoğa resimlerinde aynı çözümden yararla­nır. Yoğun gölgelemelerle, meyve, süra­hi, sepet, masa örtüsü gibi nesnelerin formlarını, dış hatlarını, renklerini yoğunlaştırır; form ve rengi ön plana çıkarır.
3. Eşzamanlı kontrastlar kuralı. Bu ku­ral bize Tiziano, El Greco ve Cezanne' ın nasıl çalıştıklarını açıklar.
Çevresindeki ton ne kadar koyu olur­sa, beyaz o kadar beyaz görünür; bir gri rengi çevreleyen ton, ne kadar açık olur­sa gri o kadar koyu görünür.
Tiziano, El Greco ve Cezanne resim­lerindeki kontrastları bu kuralı uygulaya­rak elde etmişlerdir. Resim 235 ve 236' daki gri kareler aynı ton gridirler; ama siyah ile çevrili olan gri daha açık, be­yazla çevrili olan gri daha koyu görünür. Bu çok önemli bir kuraldır.
Kontrast konusunda açıklanması gere­ken bir nokta daha var: "Bir nesnenin rengi ne zaman daha açık tonda görünür; size yakın olduğunda mı, yoksa uzak ol­duğunda mı?" Bunun cevabı yan sayfa­da. Çünkü bu konu yalnız kontrastla de­ğil, atmosferle de ilgilidir.

Atmosfer

Atmosfer yani hava, tüm nesnelerin için­de yer aldığı, onları kuşatan, aralarındaki boşluğu dolduran bir ortamdır. Ton de­ğerleri ve renk kontrastları arasında sağ­ladığı denge ile nesneleri derinlik kavra­mıyla algılamamızı sağlar. Problem, at­mosferin resimde nasıl gösterileceğidir. Atmosferi çıplak gözle görmek genellik­le güç olduğundan bunu resimde göster­mek de sorun çıkarabilir. Şimdi bir önce­ki sayfada sorduğumuz soruyu yanıtla­maya çalışacağız. Ama önce, atmosferin varlığı duygusunu ortaya çıkaran faktör­leri ayrıntıları ile açıklayayım:

1. On plandaki kontrast ile orta ve arka plandaki kontrastlar birbirinden çok
farklıdır.
2. Göz resmin arka planına doğru baktıkça renkler belirsizleşir ve griye ka­yan tonlar artar.
3. On planda yer alan nesneler, orta ve arka plandakilerden çok daha net, berrak görünür.
Hegel'in dediği elbette doğru:
"On plan daha koyudur ancak daha belirgin, yani daha ışıklıdır."
Bu, ön plandaki renklerin daha koyu ve daha ışıklı olduğunu göstermez; yal­nızca ön planda daha fazla ton kontrastı olduğunu ve atmosferin kalınlığı arttık­ça kontrastın azaldığını gösterir.
Resim 240'ı inceleyelim: Ön plan en koyu siyah kalem olan 9B kalemiyle ve tam bir kontrastla yapılmış. Orta planda­ki tekneler için ise, arada atmosfer bu­lunduğundan orta koyulukta bir gri kul­lanılmış ve daha yumuşak bir kontrast yapılmış. Tümüyle gri arka plan ise, kontrastsız, netlikten yoksun, donuk bir gri. Formlar kesin dış hatlarla belirlen­memiş; belirsiz gösterilmiş.
İyi bir desen ve iyi bir resim, her za­man uçucu bir izlenim verir. Resimde at­mosferin ve üçüncü boyutun ortaya çıkı­şı havanın çizilmesi, boyanması ve dış hatların yumuşatılması, yayılmasıyla el­de edilir. Portre çiziminde figürün dış hatları, ölüdoğa çiziminde kompozisyo­nun çeşitli parçalan, manzara çiziminde dağların dış hatları hep böyle çalışılır.






Desen çalışmalarında kullanabileceğimiz malzemeler
(Genel bilgiler)
RESİM KALEMLERİ:

Çizim çalışmalarında kullanacağımız kalemlerin özellikleri önemlidir. İnceliği kalınlığı , uzun veya kısa oluşu ,yumuşaklığı çalışmamızı etkiler. Kalemler sertliklerine göre üç çeşittir. Bir kalemin hangi iş için uygun olduğunu arka tarafındaki harf ve rakamlardan anlarız. H-Yazan kalemler sert kalemlerdir. Grafiksel çalışmalarda ve mimari çizimlerde kullanılır. Kalem izinin görülmesini istemediğimiz durumlarda konuyu yerleştirmek için bu çeşit kalemlerden faydalanırız , 2H,3H diye gider rakam büyüdükçe sertlik artar. B-Yazan kalemler yumuşak kalemlerdir, resim çalışmalarında kullanırız.Bazı kişiler RESİM KALEMİ alırken sadece rengine bakar ve aldanırlar.Belirleyici olan arka tarafındaki B rakamıdır.2B , 3B diye gider rakam büyüdükçe yumuşaklık artar.Resme yeni başlayanlar için 3- 4 B daha uygundur zamanla ustalaştıkça daha yumuşak olanları kullanabilirsiniz, yumuşadıkça ucun kırılma riski artar, istemediğiniz halde koyu çizgiler çizebilirsiniz. HB-Yazan kalemler normal yazı kalemleridir. Konuyu yerleştirirken veya eskiz çalışmalarında kullanabilirsiniz.

RENKLİ BOYA KALEMLERİ: Özellikle doğadan yapacağımız çalışmalarda çok güzel imkanlar sunarlar. Kuş ve diğer hayvan çizimlerinde,bitkilerle ilgili belgesel amaçlı çizimlerde çok işe yarar.Küçük boyutlu çalışmalar için uygundur. Diğer renkli malzemelere göre karıştırması daha zor olduğundan günümüzde çok değişik renk ve tonlarda üretilmektedir.Bu kalemlerde de sertlik derecesi vardır alırken buna dikkat etmeli.Bu kalemlerin suda çözülenleri de vardır çizdikten sonra sulu bir fırça ile dağılması sağlanarak değişik imkanlar elde edilebilir.

FÜZEN: Odun kömürü yapma tekniğine uygun olarak söğüt ağacının budaksız dallarından yapılır.Öğrenciliğimizde teneke kutular içinde kömürleştirerek kendimiz yapardık şimdi kaliteli füzenler hazır satılıyor. Bizim yaptığımızın sakıncalı tarafı çizim işinden sonra Fiksatif (tabancayla vernik püskürtmek) yapmak gerekiyordu çünkü zamanla çizgiler tozlaşıp dökülüyordu.Füzenler çok eski zamanlardan beri desen çalışmalarında kullanılan malzemelerdendir.

PASTEL:Bütün boyalar içlerinde bulunan yapışkan madde sayesinde zemine tutunurlar.Gerekli toz boyaları ve değişik tutkalları kullanarak her tür renkli malzemeyi yapabilirsiniz.Pasteller de içlerinde bulunan arap zamkı ile zemine tutunurlar pastelin sertliği de bu arap zamkı miktarı ile ilşkilidir. Kaliteli pasteller daha yumuşak olursa da çizmek de kullanacağımız pasteller sert olmalıdır.Yine pastellerin de çizdikten sonra suyla dağılabilen çeşitleri piyasada satılmaktadır.

FIRÇA İLE ÇİZMEK

Çizimlerde kullandığımız bir diğer malzeme fırçalardır.Hızlı, akıcı çizgiler çizebilmemizde ve duygularımızı yansıtmamızda önemli bir malzemedir. Fırçalarda değişik kalitede değişik hayvanların tüylerinden yapılır.En kalitelisi samur tüyünden yapılanlardır, fiatları da en pahalı olanlar bunlardır. Zaman zaman samur fırça ararken gerçek samur olmayan , sahteleriyle çok karşılaştım .Samur fırçalar yumuşak, uzun fırçalardır.Ucu ıslatıldığında bir araya toplanır toplu iğne ucu gibi olur.(Diğer daha az kaliteli fırçaları almanız gerektiğinde de ucunu ıslattığınızda bir araya toplanan ince çizgiler çizme imkanı veren fırçaları tercih edin.) Diğer hayvanlardan yapılan (domuz, geyik, tilki,keçi vs) fırçalar samur fırçalara göre daha sert olurlar , renkleri de farklıdır. Samur fırçalar bozulmaması için plastik bir koruyucu içinde muhafaza edilir. Ben her kullanmadan sonra sabunlu suyla yıkarım hem yumuşak kalırlar hem de içinde boya tabakaları birikip fırçayı yıpratmaz. Fırçalarla desen çalışırken bir kaç çeşit kalınlıkta fırça bulunması lazım. Fırçalar 1-18 arası numaralarda olabilirler.

RESİM ÇALIŞMALARINDA KAĞIT SEÇİMİ

Resim çalışmalarında kağıtların seçimi alınacak sonuçlar üzerinde belirleyicidir. Bir tarafı pürüzlü beyaz renkli , kaliteli hamurdan yapılmış olanlar tercih edilmelidir.Günümüzde her türlü çalışmaya uygun kağıtlar bulunmaktadır. Tüylenmeyen, kırışmayan kağıtlar kullanılmalı. Kaliteli kağıtların köşelerinde üretici firma ismi veya amblemi bulunur. Ayrıca bu kağıtlar diğerlerine göre daha pahalıdır.

KARAKALEM çalışmaları her tür kağıda çalışılabilinir fakat pürüzlü bir yüzeyle düz bir yüzeyin , sert bir kağıtla yumuşak bir kağıdın sunduğu imkanlar farklıdır.Bu seçimler sizin tekniğiniz veya yapınızla ilgili olabilir. Karakalem çalışmalarında kullanılan kağıtlar çok sert veya çok yumuşak olmamalı.Eskiz çalışmaları veya hızlı çizimler için de çok değişik bloknotlar bulunmakta.

KEÇE UÇLU KALEMLER için pürüzsüz yumuşak kağıtlar daha iyidir.

PASTELE uygun kağıtlar orta ve kalın dokulu kağıtlardır.İnce dokulu kağıtlarda üst üste katlar çekme imkanı bulamazsınız . Pastel çalışmaları için üretilmiş çok değişik renklerde kağıtlar mevcuttur. Böyle renkli kağıtlarla çalışılırken fonda veya resmin belirli kısımlarında kağıdın renginden faydalanılır. Okullarda kahverengi ambalaj kağıtları üzerine yaptığımız pastel çalışmalarından çok güzel sonuçlar aldık.

SULUBOYA için kağıtlar genellikle blok halinde satılır. İyi bir suluboya kağıdı iyi bir emiş gücüne sahiptir, çoğunlukla bir yüzeyi pürüzlüdür.Yüzey yumuşadıkça emiş gücü azalır.

YAĞLI ve AKRİLİK boyalar kağıt üzerine çalışılsa da Tual bu çalışmalar için daha uygundur.Tual çoğunlukla ketenden yapılır.Kitapçılarda hazır olarak satılıyor. Ben tuallerimi hep kendim yaptım ,önceleri normal bir keten bezi kullanırken şimdi daha kalın ve sık bir kumaş kullanıyorum.Tual için seçilen kumaş pürüzsüz ve sık olmalı. Astar olarak plastik boya kullanırken şimdi su bazlı dış cephe boyası kullanıyorum .Tualin çerçevesini marangoza yaptırmak en iyisi ,çerçeve boyanın yapışmaması için dış kenardan içe doğru eğimli olmalıdır. Kumaşı gererken de karşılıklı tutturmalarla yavaş yavaş germelidir.Bunun için eskiden karabaşlı çivi veya raptiye kullanırken şimdi zımba gibi aletlerden yararlanıyoruz. Akrilik , yağlıboya , guaj gibi çalışmalar mukavva üzerine de çalışılır. Bunun için mukavva tual yapar gibi astarlanır, hazır satılan kaliteli mukavvaları da kullanabilirsiniz

SULUBOYA MALZEMELERİ

Suluboya kağıtları: Her teknikte kendine özgü malzemeler gerekir suluboya tekniklerin içinde malzeme açısından en hassas olanıdır.Tekniğin kendini gösterebilmesi bu malzemeye bağlıdır.Nemi kabül edecek şeffaflığı yansıtacak kağıtların seçimi gerekir.Suluboya kağıdını diğer kağıtlardan ayıran üzerindeki pürüzlü dokudur. Piyasada çok çeşitli suluboya kağıtları mevcuttur, bunlar kalite ve fiat olarak farklılklar gösterir. Hangi resim tekniğinde olursa olsun kaliteli malzemeyi seçmek gerekir.Tabii bu o kadar kolay değil;nedeni de amatör resim yapanların çoğunun bütçesi sınırlıdır.Yine de suluboya da elden geldiğince kaliteli malzeme seçilmelidir.

Suluboya kağıdının hammaddesinde pamuk vardır,bu pamuk oranı arttığı kadar kaliteli bir kağıt elde edilir.İyi bir kağıdın içerisinde bu oran en az %50 gibi olmalıdır.Suluboya kağıdını çalışmadan önce sunta gibi bir zemine yapıştırmak gerekir.Çok kalın ve ağır kağıtlarda bu gerekmez.Yapıştırmada suyla ıslatılarak yapışan kağıt bantlar en iyisidir.Resim kağıdı çeşmenin altında ıslatılır, biraz çekmesi beklendikten sonra sunta üzerine serilir.Kağıt bant ıslatılarak 1-1,5  cm kadar kısmı alacak şekilde yapıştırılır.Kuruduğunda kağıt gerginleşir,çalışma bitince bantı keserek çıkarırsınız.

Bir suluboya kağıdının kalitesi sudan etkilenmesine ,düzeltmelere izin vermesiyle belirlenir. 1- Okullarda kullanılacak türden olanlar;ekonomiktir pamuk oranı ya çok azdır ya da hiç pamuk bulunmaz . 2. kalite Amatörce resim yapanlar içindir % 50 ye yakın pamuk barındırır.Başarılı sonuçlar alabilirsiniz. 3. kalite profesyonel sanatçıların kullandıkları türden kağıtlardır. Pamuk oranıçok fazladır. Pahalıdırlar ancak güzel bir eser ortaya çıkardığınızda kendilerini telafi ederler. 4. olarak suluboya kağıtlarının dışında kağıtlardır, değişik etkiler almak için veya olanaklar sonucu kullanılıyor olabilir,bu kağıtlarda boya parlaklığını kaybedebilir. 2.kalite suluboya kağıdı için amatörlere yöneliktir dedim ama imkanı olan 1. bir kağıdı neden kullanmasın.

Kağıtların üzerindeki pürüzler de değişiktir.Az pürüzlü kağıtları biz öğrenciyken grafik çalışmalarında kullandık.Bu pürüzler çalışmaya değişik bir hava katarlar ama amatörler için fazla pürüzlü yüzeyler zor olabilir, konturları çizerken falan düzgün çizemiyebilirler. Az pürüzlü kağıtlar fazla sıvı emmeyeceği için çok fazla sulu çalışmamalı. Kaliteli kağıt markaları olarak Canson, Schoeller,Fabriano,Arches,Guarro,Winsor&Newton'u söyleyebilirim.

Bu saydığım özelliklerdeki kağıtların hangisinin sizin çalışmalarınız için uygun olduğunu çalışarak karar vereceksiniz. Herkesin kişiliğine ve teknik becerilerine uygun olarak hoşlanacağı bir kağıt türü vardır.

Suluboya kağıtları paketler halinde, rulolar halinde, bloklar halinde veya tek olarak da satılır.Devamlı suluboya çalışanlar, profesyoneller falan toplu alımları tercih ederler.Ben en son aldığımda 10 lu paketler halinde 65-50 ölçülerinde canson marka bir kağıt aldım.Sitemde suluboya konusunu işlerken çalışacağım.



SULUBOYA FIRÇALARI

Fırçalar bir çok teknik için uygun malzemelerdir.Ama suluboya da fırça kağıt kadar önemli bir malzemedir. Kağıt üzerine boyayı yaydığımız fırçalar çalştığımız resmin başarısında önemli bir rol üstlenirler. Hızlı,akıcı çizgiler çizebilmemizde ve duygularımızı yansıtmamızda önemli bir malzemedir. Fırçalarda değişik kalitede değişik hayvanların tüylerinden yapılır.

En kalitelisi samur tüyünden yapılanlardır, fiatları da en pahalı olanlar bunlardır. Zaman zaman samur fırça ararken gerçek samur olmayan, sahteleriyle çok karşılaştım.Bunlar sentetik malzemeden yapılan samur diye satılan fırçalardır.Okul öğrencileri için bir çok kırtasiyecide satılır.Burada dikkat edilecek nokta bu fırçaların gerçek samur diye takdim edilmesidir. Çünkü gerçek samur fırçalar hem daha kaliteli hem de pahalıdırTaklt samur kılı fırçaların renkleri daha açık, turuncuya kaçan bir renktedir..

Samur fırçalar yumuşak, uzun fırçalardır.Ucu ıslatıldığında bir araya toplanır toplu iğne ucu gibi olur.(Diğer daha az kaliteli fırçaları almanız gerektiğinde de ucunu ıslattığınızda bir araya toplanan ince çizgiler çizme imkanı veren fırçaları tercih edin.) Diğer hayvanlardan yapılan (domuz,geyik,tilki,keçi vs) fırçalar samur fırçalara göre daha sert olurlar, renkleri de farklıdır. Samur fırçalar bozulmaması için plastik bir koruyucu içinde muhafaza edilir.Ben her kullanmadan sonra sabunlu suyla yıkarım hem yumuşak kalırlar hem de içinde boya tabakaları birikip fırçayı yıpratmaz.Bu sayede bazı fırçalarımı yıllarca kullanmışımdır.

Fırçalar; Samur, Sentetik, Sincap kılı, keçi,Öküz, at, tilki , domuz bir çok hayvandan yapılabilir.Osmanlı minyatür sanatçıları yeni doğmuş kedi kılından bir fırça kullanırlardı.Çin malı fırçalar ucuz fiatlarla piyasada çokça var. Bunların çoğu at kılından yapılma,daha çok yağlı boya çalışmalarında kullanılıyor.(renkleri beyaz)

Fırçaların tipini seçerken ;yuvarlak görünümlü olanlar suluboya çalışmalarında çokça lkullanılırlar, boyayı veya suyu kolayca yayabilirsiniz. Samur fırçalarla hem yuvarlak fırçanın imkanını hem de ince,düzgün çizgi çekme imkanını bulursunuz. Yassı fırçalar daha az boya alırlar bunlar değişik doku veya çizgi çekmek için kullanılabilinir.Yelpaze şeklindeki fırçalarla boyanmış yüzeyin üstünden geçip değişik renk etkileri elde edebilirsiniz.Kağıdı sulandırmakta,değişik etkiler elde etmede kullanılabilinir.

Fırça numaralarında bizim kullanacağımız 3 numaradan başlayarak 18 numaraya kadar gider çok fazla fırça alamayacağımıza göre(amatörler için) işimizi görecek 3-4 fırça numarasını seçmeliyiz.5,10,16 vs.

Suluboya çalışmak için çoğumuz geniş bir masa seçeriz.Bu işler için piyasada satılan çeşitli şövaleler vardır.Bunlar üzerinde resim yapabileceğimiz sehpalardır. Suluboya için değişik ebatta,biçimde,işlevde üretilirler.Yüksekliği , ebatı (kullanacağınız kağıdın boyutlarına göre), katlanabilir olması evde yer kaplaması açısından ve taşımak yönünden önemlidir. Açık havada resim yaparken de gerekli malzemelerdendir.

SULUBOYAlar değişik şekillerde olabilir;tüp içinde,tabletler halinde,şişe içinde gibi.Suluboya da boyanın kalitesi sonuç için oldukça belirleyicidir.Saydam bir boya olan suluboya boyayı yapan tozların, yapıştırıcı ve nemlendirici katılarak elde edilir.Bütün boyalarda boyanın rengini veren öğütülmüş tozların(bunlar madensel,bitkisel vs) bir yapıştırıcı ile karıştırılması ile olur.Öğretmenlik yıllarında bir çok kez kendim boya yaptım veya öğrencilerime de yaptırdım.Basit bir suluboya için suda eriyen tozları balla karıştırmak yeterlidir.Bal hem bemlendirici görevi de görür.

Suluboyalarda yapıştıcının yanında nemlendiriciler de kullanılır,bunların miktarı boyanın kağıt üzerinde kuruma süresini etkiler.Üreticiler nemlendirici olarak gliserin eklerler,bal kullananlar da vardır.Boya da nemlendiricinin çok olması onun yumuşaklığını ve kuruma süresini etkiler.Tüp içinde satılan suluboyalar bu çeşittir,tabletlere göre geç kururlar bu yüzden geniş yüzeylerin çalışılmasında daha elverişli olabilir.Tüp boyaların avantajları bir palete sıkıldıkları için kirlenmezler,tabletlerde her renkten sonra boyanın üzerini temizlemek gerekebilir.Karıştırarak renk bulmada da avantajlı olabilir.Tabletler daha çabuk kururlar ve hızlı çalışma gerektirir.Yuvarlak tablet içinde satılan ve okullarda çokça kullandığımız tabletler çok çabuk kururlar ve boyayı oluşturan pigment dediğimiz renk moleküllerini daha az içerirler.Suyla dağılma yeteneği az olan boyalardır.Çoğunlukla kullanılan dikdörtgen biçimindeki tabletler takım olarak veya tek tek satılmakta.Biten bir tabletin yerine yenisini alıp koyabilirsiniz. Ben de bunlardan kullanıyorum, yalnız benim aldıklarımın yüzeyleri dar genişlerinden bulursam alacağım, geniş fırçalarda zorluk oluyor.Bu anlattıklarıma göre tüplerle mi yoksa tabletlerle mi çalışacaksınız buna kendiniz karar vereceksiniz.Teknik birikiminiz,kağıt boyutu,kullanım kolaylığı bunda etkili olacaktır.

Suluboya çalışmalarında lazım olabilecek malzemeler,geniş bir su kabı,rulo kağıtlar,sünger,ayapıştırma bantları,sert kalem,kağıdı tutturmak için kıskaçlar,Gliserin(kurumayı geciktirmek için boyaya veya suya katılabilir)


YAĞLIBOYA MALZEMELERİ

Tual:Yağlı boyayı çalışmak için önce bir tualimizin olması gerekir.Tual çerçeve şeklindeki ahşap malzemenin üzerine bez gererek oluşturulur.Piyasada kırtasiyecilerde çok çeşitli boylarda ve kalitede tual bulunuyor.Fakat büyük boylarda bir tual buralarda bulunur mu bilmem.Ben kendim yaptığım için sormadım.Ahşap malzemeyi (çerçeveyi) bazı kişiler evde yapabilirler ama daha düzgün bir tual için marangoza başvurmak gerekiyor.Köşelerin 90 derece olması önemli,bir de beza bakan kısmı biraz eğik yapılıyor;boyaların çerçeveye değmemesi için.Boyutlarını ayarlarken elinizdeki imkanlara ,malzemeye ,yeteneğinize göre ayarlayabilirsiniz. Ölçüyü belirlerken kompozisyon sayfamda değindiğim altın sayıları dikkate alabilirsiniz.Bu sayılar 1,2,3,5,8,13 diye son iki sayının toplanması ile gider.

Çerçeveyi yaptık veya yaptırdık diyelim,sıra geldi bezin gerilmesine.Bez olarak genelde amerikan bezi veya patiska denilen bez kullanılıyor.Ben son yıllarda yaptığım tuallerde branda kumaşından ince bir kumaş kullanıyorum. Patiska (bunlarda kalite kalite)biraz ince oluyor.Gererken iri başlı çivi,raptiye veya zımba(ben bunu kullanıyorum) kullanabilirsiniz.Tel zımbalar piyasada artık ucuz,bir tane bulundurun çok kolaylık oluyor.Bezi germek de dikkat istiyor,ben önce bir tanesini ortadan zımbalıyorum,diğer kenarları da gererek ortadan zımbalıyorum,ondan sonrasını tuali döndüre döndüre birer ikişer zımbaluyorum.Kumaşta pot kalmamalı,çok aşırı gerersek de çerçeve eğilebilir veya bez zarar görebilir.Gergin bir yüzey ama kontrollü.Bu işlemden sonra astar boya sürmek gerekiyor,çünkü bezler gözeneklidir ve boyayı emerler.Astar hem bu gözenekleri kapatır hem de süreceğimiz yağlıboyanın kumaş tarafından emilmesini önler.Astar olarak hem basit olarak plastik boya kullanılır(genelde beyaz renkte),ben son zamanda dış cephe boyası kullanıyorum, daha iyi oluyor.Bazı sanatçılar resme başlamadan önce bu astarlanan yüzeye beyaz yağlıboya ile bir kat geçiyorlar.Böylece tualimiz hazır oluyor.

Yağlıboya çeşitli yağlarla inceltilir kitapçılarda hazır olarak satılıyor ben haşhaş yağı kullanı- yorum.Bolca fırçanız olması lazım en azından değişik renkler için farklı fırçalar kullanın.Çalışmalarda renk temizliği,parlaklığı çok önemli.Boyaları palete sıkarken açıktan koyuya doğru bir düzen içinde sıkın. Çalışma şekilleri sanatçıdan sanatçıya çok değişir, fırça sürüşleri,spatül gibi araçlar,bezlerle silme- bıçakla kazıma vs.gibi çok çeşitli şekillerde değişik dokular elde edilebilir

Palet.Boyaları sıkıp karıştıracağımız yüzey oluyor.Piyasalarda bir çok çeşidi var,paletlerimi kontraplaktan ben hep kendim yaptım.Tutmak için köşesinde sol elin baş parmağı(solaklar için tersi)girebilecek ve parmağınızı rahatsız etmeyecek bir delik bırakıyorsunuz . Bir de kontraplağın boyaları emmemesi için üzerine bezir yağı sürüp bir iki gün bekletiyorsunuz. Dikdörgen şeklinde ve oval olanlar yagın, değişik şekillerde de olabilir.Paleti kullanırken boyaları açıktan koyuya doğru sıkarsanız daha iyi olur.Palet temizliğine de dikkat etmelisiniz,boyalar kuruduktan sonra çıkarması zor olabilir.Yağlıboya çalışanın paletine bakarak nasıl bir resim çıkacağını tahmin edebilirsiniz.

Sıra geldi boyaları incelteceğimiz fırçalarımızı temizleyeceğimiz malzemelere bu kısım bayağı önemli.Yağlıboyayı inceltmek için çeşitli yağlar kullanılır.Keten tohumundan çıkarılan bezir yağı ve haşhaş tohumundan çıkarılan haşhaş yağı bunlardandır.Bu yağlar boyaları inceltirken boyayı da güçlendirirler,aşırı kullanılırsa istenmeyen bir parlaklıkta olabiliyor. Kırtasiyecilerde plastik şişelerde inceltici yağlar bulunuyor.Ben resim yaparken inceltmek için haşhaş yağı kullanıyorum.Çoğu kez görmüşüzdür bazı amatörler boyaları temizlemede kulanılan yağlar veya malzemelerle inceltir. Bu malzemeler boyayı çürütür,rengini değiştirir. Bunlar terebentin, tiner,gaz gibi malzemeler olabilir.Fırça temizleneceği zaman bu maddelere batırılıp bir bez yardımıyla üzerindeki boyadan arındılır.Yanımızda bolca kullanmadığımız kumaşlardan bez bulunması iyi olur.Eğer çalışmamız bittiyse ben daima sabunlu suyla fırçalarımı yıkarım.Ne kadar temizleyici malzemeye batırsanızda fırçada boyalar kalır,kullandıkça bu boyalar üst üste gelerek fırçayı doldurur kullanılmaz hale getirir.Fırçayı temizledikten sonra bir de sabunla,el yıkar gibi sabunlayıp temizleyin;göreceksiniz fırçadan daha ne kadar boya çıkacak.Bunlar bizim için gerekli çünkü alım gücümüz sınırlı,resim malzemeleri de pahalı.

Boya inceltme aşamasında Gode denilen genelde çinko veya tenekeden yapılan küçük,silindirik kaplar vardır.İçine inceltici yağ konur,avantajı bu kutular iki haznelidir fırçayı yağa batırınca karışan boyalar dibe çöker. Bunların palete tuturulanları da piyasa da bulunuyor.İlk godemi okulda çinko malzeme ve lehimle kendim yapmıştım.

Daha sonra tualimizi üzerine koyup resim yapacağımız sehpalar var,bunlara şövale deniyor.Bunlar çok çeşitli olarak satılıyor,sizin için hafif olanı,portatif olup yer kaplamayanı ve dışarda resim için taşınması kolay olanı olmalı.Ben evde kendim yaptım ,taşıması biraz zor,biraz yer de kaplıyor,fazla açık havada resim yapmadığım için idare ediyor.Özelliklerine ve kalitesine göre fiatları da değişir,durumunuza göre bir seçim yaparsınız, ama masa üzerinde falan yağlıboya çalışmak sağlıklı değil. Zaman zaman ileriye gidip çalışmanıza bakmanız gerekir.

Fırçalar diğer tekniklerde olduğu gibi en önemli malzemelerden.Suluboya fırçalarında olduğu gibi çok çeşitli biçim ve kalitede fırça var.Yine en iyi olanları ,en uzun dayananları samur fırçalar tabii en pahalı olanları.Bunların da yuvarlak,yassı,yelpaze biçiminde olanları var;yağlıboya fırçaları daha çok yassı oluyorlar.Samur fırçalar yumuşak oldukları için fazla iz bırakmazlar, gökyüzü gibi konularda idealdirler.Bazı kişiler resim yaparken fırçanın izini isterler bunlar için sert kıllı fırçalar iyidir.Değişik boyda fırçalarımız olmalı,ne kadar fırçamız olursa temiz bir resim yapma imkanı buluruz;her renk için ayrı fırça kullanmak iyi olur.Bir renk kullandınız temizle başka bir renk kullan pratik olmayan bir yol.Doğa veya insan resimlerinde bazı dokuları verebilmek için değişik fırçalar kullanmak gerekebilir.

Ispatula(spatula)metalden çoğunlukla çelik malzemeden yapılmış,deği şik şekillerde ince levha.Boyayı ezmeye,kazımaya ,bazen de sürmeye yararlar.Bazı dokular,yüzeyler elde etmek için kullanılır.Bunlarında çok değişik şekilde olanları var.Bazı ressamlar fırça yerine sadece spatula kullanarak resim yapmışlardır.Bu malzemeleri deneyerek,imkanlarını ,kullanım alanlarını daha iyi anlayabilirsiniz.Bazen boya istemediğiniz bir biçim alrsa spatula ile kazıyabilirsiniz,veya kazıyarak bir doku verebilirsiniz.

Yağlı boyalar:eskiden bulmakta zorlandığımız bu malzemeler bir çok kırtasiyede değişik kalitelerde ve özelliklerde bulunuyor.Değişik markalar var,Amarikan,fransız,hollanda malı boyalar çoğunlukta.Son yıllarda bir de Çin bu piyasanın içine girdi.Çin mallarının ne kadar dayanıklı vr kaliteli olduklarını bilmiyorum ama takım halinde amatörler için satılıyor.Eğer çalışmanız sergilenecekse,kalıcı olmasını,renklerin daha sonra özelliklerini kaybetmesini istemiyorsanız boya alırken titiz davranmalısınız.Şimdiye dek kullandığım markalar:Talensle başladım, Boyalarılukas,Pepeo markalarını kullandım.İçlerinde Lukas benim tekniğime çok uydu ama daha sonra boyaları aldığım yerde (izmir'de küçük bir kırtasiye ama her çeşit malzeme bulunuyor,fiatları uygun)Pepeo (fransız malı) markası olduğu için ondan almıştım.Resim malzemelerini alacağınız yeri bazen tesadüf,bazen arkadaş tavsiyesi bazen de deneyerek bulursunuz.Güvenilir,fiatları uygun,bol çeşit bulunduran bir yeri seçip malzemenizi alınız.

Renklerin bir çoğunu temel renklerle karıştırıp bulabiliriz,bunun için mavi, kırmızı ve sarı bir renk yeter.Ama bazı renkler vardır ve biz bu renkleri karıştırarak bulamayız.Onları hazır olarak almamız gerekir.Mesala Kızılderili kırmızısı doğada hazır olarak bulunur. Her renk boyanın yanında + işaretleri ile kodları vardır,boya bitip aynısını alacağınız zaman bu koda göre alırsınız. Yağlıboya çalışmalarında beyaz çokça kullanılır,ya büyük boy olarak alırsınız ya da bir kaç tane bulundurursunuz.Benim kullandığım Titian beyazı(Titian 16.yy İtalyan ressam,kullandığı beyazın formülünden dolayı günümüzde de beyaz boyada onun adı geçer.)






Bazı Karakalem örnekleri