.

Öne Çıkan Yayın

Boya Fırçaları Çeşitleri ve Kullanımları

Bu konumuzda  fırça çeşitleri ve kullanımlarına yönelik küçük örnekler verdik.  Fırçaların kullanım şekillerini görmek için video...

Salı, Şubat 16, 2021

Bodrum Turgut Reis - Akbük Bisiklet Gezisi - Türkiye Turu

Bodrum Turgut Reis -  Akbük Bisiklet Gezisi

Sabah erkenden çadırı topladım. Gece biraz nem yapmış. Çiğ düşmüş. Çadır ıslaktı yükselen güneş ile çadırın kurumasını bekledim ve sonra 09:00 gibi  yola koyuldum.




 

Egeden aşağı doğru indikçe yol kenarlarında gördüğüm zeytin ağaçları fazla olmaya başladı ve dikkatimi çeken başka bir noktada ağaçların yaşıydı. Yol boyunca çok yaşlı zeytin ağaçları gördüm.

Videosunu buradan izleyin



 

 

Kuşadasında bu güzel tepeden ayrılıp Didim tarafına giden ana yola çıktım. Didime gelmeden hemen önce Akköy ve Yeni akköy isimli iki köyden geçtim. İkiside çok sakin ve şirin köyler. Birde dikkatimi çeken başka birşey ise İzmir den çıkıp Aydın sınırlarına girdiğimden beri karadut suyu/şerbeti satan hiçbir tezgah görmedim. İzmirde neredeyse bütün tezgahlarda var ve çok güzel enerji veriyor, ayrıca şeker ihtiyacını gidermiş oluyorsun. Her fırsatta bolca içtim. Hele bir teyze vardı ki şerbeti çok güzeldi. Aşırı keskindi. Fazla su katılmamış. Bazıları kurnazlık yaparak fazla su katıyorlar…

Baktım dut suyu yok bende Akköyde bir tezgahtan kocaman bir karpuz aldım. 5 lira. Köylüler bahçelerinde yetişen meyve ve sebzeleri evlerinin önlerinde tezgah kurarak satıyorlar.
Hemen orada oturdum hepsini yedim. Karnım şişti. :) Akşama kadar her durduğum yerde işedim. :))

 

Öğleden sonra Yalıköy den geçerek Mavişehir isimli bir yere ulaştım. Turistik bir belde. Her Yerde büyük büyük oteller var. Fakat pek kalabalık değildi. Pandemi den dolayı olduğunu düşündüm. Denizide çok yosunluydu, leş gibi. Aşırı terlemiştim ama kirlilikten dolayı denize girmedim. Bu arada gittiğim hemen her yerde, her koyda, her güzel sahilde denize giriyorum. Duş varsa daha bir güzel oluyor. Denizden çıkıp duş alıyorum, tişörtü ve şortu temiz suyla yıkayıp, sıktıktan sonra hemen giyip yola devam ediyorum. Hava sıcak olduğu ve bisiklet ile hızlı gittiğim için hemen kuruyor.

 

Mavişehiri biraz dolaştıktan sonra Didim merkeze uğradım. Didim girişte ücretli bir kamp alanı vardı çadır kurmak 45 tl. Tabiki orada kalacak değildim. Bir tur attım çıktım. Küçük, sakin ve sessiz bir ilçe. Çok uygun fiyatlı lokantalar var. Öğle yemeğimi Didimde iki kişilik porsiyon ile yapıp yola çıktım.

 

İkindiyi çoktan geçti. Artık çadır kuracak bir yer bulmalıyım.

 

Akbük tarafına doğru sürmeye başladım.. 20 km yol. Akbük'e giderken Denizkent diye bir yerden geçiyorsun. Orayı çok beğendim. Hem sahili, hemde yerleşimi güzel. Sahilde çadır kuran aileler, mangal yapanlar, denize girenler filan, hareketliydi. Denizi de temizdi üstelik. Kampçıların olduğu tarafa gittim. Çadır kurmaya müsait çok güzel yerler gördüm ama insanlar mangal yaptığı için çok köpek vardı. Hepsi evcil fakat gece onlar uyutmazlar adamı. Sayıları da fazla. 24 den sonra alarm modunda takılıyorlar. Biri havladımı hepsi sırayla başlıyor havlamaya. Dedim burda kalınmaz sen düş yol...

 

 

Akbük girişinde tali yol kenarı denize sıfır, arkası ağaçlık bu yeri gördüm. Yoldan geçenler beni göremiyor. Dedim tam benlik. Etrafta kimse yok. Son derece uygun ve sakin bir yer. Ben sevmiyorum etrafımda kampçı olmasını.

 

 

Arkamda büyük çalılıklar var, onunda arkasında Akbük’e giden tali bir yol var. Fazla araba geçmiyor. Çalılıklar çadırın yoldan görünmesini engelliyor. Tamamen izole bir yerdeyim. 

O zaman neden çıplak denize girmeyeyim? Yani şort ıslanmasın babında. :)) 

Su sıcacık çıkmak istemezsin… 

Yanıma tarhana getirmiştim. Kampta çok pratik oluyor. Karnımı doyurdum denize girdikten sonra dinlenmeye çekildim. 

 

Fevzipaşa

09270 Didim/Aydın

37.413554, 27.402093


18 Eylül

 

Yolum Bodrum yolu. Burada iki seçeneğim vardı. Ya Denizköy’e geri dönüp oradan ana yola çıkacağım yada Akbük istikametinden devam edip tali yoldan gidecektim. Ben kestirme olduğu için tali yolu seçtim. Seçmez olaydım!

Ben nerden bileyim ki o dağları tepeleri aşmam gerektiğini. Daha yolun %10 luk kısmına ulaştığımda yaptığım hatanın farkında varmış oldum. Geride dönmek istemedim. Çok dik ve uzun rampalar var. Yola devam ettim ve kendime şu soruyu sordum. Sen nasıl aşacaksın bu dağları tepeleri? Verdiğim cevap: yavaş yavaş...

Yine bir rampayı bitirmişken bir çekici gördüm. Yolda kalan bir arabayı almaya gelmiş. Yanından geçerken selam verdim ve yola devam ediyorken gel senide götüreyim dedi. İyi ki dedi. Hiiiç itiraz etmedim. Yükledik benim beygiri arabaya, 35 km civarı kadar yol getirdi, ana yola bıraktı. Bodrum yoluna. Kendiside Milas yoluna devam etti. Normalde günde 100 km yol alabilirim ama o 35 km yolu 2 günde anca bitirirdim. Bitirirdim ama bende biterdim.

 

Adam bana büyük iyilik yaptı ama yolda gelirken bisikletim arabanın arkasında hasar gördü. Yol çok bozuktu. Adamda çok hızlı sürdü. Çukurlara filan çok sert girdi. Zıplaya zıplaya geldik. Yavaş sür de diyemedim. Bi ara  inşallah bisiklet hala yerindedir diye düşündüm.
İndiğimde gördümki arka bagajın sağ alt bağlantı yeri yamulmuş. Park ayağı kırılmış. Ön vites ayarı bozulmuş ve neredeyse tüm vidalar sarsıntıdan gevşemiş. Vites ayarını hemen düzelttim, vidaları sıktım.  Fakat park ayağı kesin değişmesi gerekiyor. Bodruma doğru sürmeye başladım.

 

Yol kenarında Bodruma 30 km mesafede ana yol üzerinde bir yerde yemek yedim dinlendim, dinlenirken de çayımı yavaş yavaş içiyorum çünkü telefonum şarjda. Yoldayken öyle yapıyorum. İki tane çay 1.5 saatten önce içilmez. :)

 

 

 

Bodrum'a gelir gelmez bisikletçileri dolaştım.  Park ayağı bakıyorum. Bisikletçilerde fiyatlar 100 - 125 arası, oysa decathlonda 35 lira.

Neyseki bodrumda decathlon var. Merkeze 6 km. Gece saat 20:30 sıralarından yola çıktım. Decathlonda benim bisiklete uygun olan ayak 70 liraydı, aldım ve hemen dışarıda taktım. 

 

Sonra kalacak yer aramaya başladım.

Alışveriş yaptığım bir markete çadır kurabileceğim yer sordum. Deniz kenarına kurabilirsin abi dedi. Deniz kenarına hiç gitti mi çok merak ediyorum.

Yahşi plajı diye biyer. Bırak çadır kurmayı bir tane daha şezlong koymaya yer yok. Her yeri işgal etmişler. Sahil şöyleydi: deniz, kumsal, yürüme yolu, bar ve kafeler.

Baktım olacak gibi değil. Gelirken yolda gözüme kestirdiğim bir cami avlusuna kurdum çadırı yattım.

Bahçede  nar ağaçları ve üzerinde olgunlaşmış meyveleri var. Caminin avlusunda olduğu ve bir şahsa ait olmadığı gerekçesiyle bir kaç tane yemeye karar verdim.

Camiyi çok güzel yapmışlar. Aşırı lüks olmuş. Hiçbir masraftan kaçınmadık ları belli.

 

Ortakentyahşi

Bodrum/Muğla

37.052917, 27.348749

 

 19 Eylül

 

Sabah Turgutreis tarafına doğru yol aldım. Merkeze girdiğimde Gümüşlük isminde kahverengi tabela gördüm. Nedir olayı diye sordum. Bodrum mutfağı varmış. Biri aynen şöyle dedi: “uçak gidiş dönüş fiyatına bir kahvaltı yapabilirsin burada.”  Kahvaltıda dinazor taşşağı*** veriyorlar sanki. 

Birde batık Şehir varmış. Şuan sahilde denize girdim dinleniyorum. Dün çok yoruldum. Burası çok güzel, sakin, sessiz, huzurlu.

 

Turgutreis sanayide bir demirciye uğradım. Benim yamulan bagajı gösterdim. Çekiçle düzeltmeye çalıştı ama alüminyum olduğu için kıralabileceğinden korkarak daha fazla uğraşmadı. 

Yenisini 30 liraya yapabileceğini söyledi. Yaptırmadım. Yamuk ama idare ediyordu.

 

İkindi vaktine kadar Turgutreis ve çevresinde görülecek ne varsa her yeri gezdim. 

Akşam olmak üzereydi.




0 yorum:

Yorum Gönderme

Lütfen soru sormadan önce soracağınız konu ile ilgili olan yayınları okuyunuz...