Türk el sanatları ve hobiler - Unutulmuş eski el sanatları - Güzel sanatlar hakkında ansiklopedik bilgi kaynağı

Türk el sanatları ve hobiler - Unutulmuş eski el sanatları - Güzel sanatlar hakkında ansiklopedik bilgi kaynağı





Divan edebiyatında padişahın çocuklarının doğumu, sünneti, kızlarının, kız kardeşlerinin evlenmesi
gibi nedenlerle düzenlenen halka açık eğlencelerin anlatıldığı manzum eserlerdir.
Surname’ de sadrazamın, vezirlerin düğün dolayısıyla verdikleri hediyeler, ziyafetler, kurulan otağlar, halka açık eğlenceler, kandiller, havai fişek gösterileri, esnaf alayları, gezdirilen gümüş ya da şeker gibi maddelerden yapılan nahıllar, güreş, at yarışı, cambaz, hokkabaz, kol oyunları gibi gösteriler ayrıntılarıyla anlatılır.
Haftalarca süren ( Şehzade Mehmet’in, 1582’ deki sünnet düğünü 53 gün sürmüştür.) bu tür eğlenceleri yazma işi bir yazara görev olarak verilirdi. Surname’ler tarih, gelenek ve görenek, toplumsal yaşam, kurumlar, seyirlik oyunlar gibi konular açısından belgesel nitelik taşır. Örneğin Surname’lerde yemek, şekerleme, yemiş isimleri, mutfak araç ve gereçleri, kumaş türleri ve iş kollarıyla ilgili terimler gibi dil tarihi bakımından da zengin malzemeye rastlanır.
 



III. MURAD SURNAME’Sİ ( SURNAME-İ HÜMAYUN)

Minyatürlerini, nakkaş Osman’ın yaptığı bilinen ilk büyük yazma, daha çok Surname-i Hümayun olarak bilinen III. Murad Surname’si dir. Seyyid Lokman tarafından 1582’de yazılan , Nakkaş Osman tarafından resimlenen eserde, Şehzade Mehmet’in sünnet düğünü nedeniyle yapılan geçit törenleri, eğlenceler ve şenlikler anlatılmaktadır. Elli iki gün süren bu düğünde, doğudan ve batıdan tüm hükümdarlar, elçiler çağrılmış, iki yüzü aşan esnaf loncası Atmeydanı’nda, (Bugünkü adıyla Sultanahmet Meydanı.) devlet büyükleri ve önemli davetliler için yaptırılmış köşkler ve localar önünden marifetlerini, mesleklerinin örneklerini ve ürünlerini göstererek geçmişlerdir. Böylece bazen kırk elli kişiyle ve tekerlekler üzerinde çekilen dükkanlar, tezgahlar, fırınlar, kayıklar, kocaman cami ve hamam maketleri, dünyanın her yönünden gelen sayısız oyuncular, çalgıcılar, hokkabazlar, cambazlar İmparatorluğun tüm ihtişamını gözler önüne sermiştir. (And, 1959,s.55)
Günümüzde Topkapı Sarayı Müzesi’nde, Hazine, 1347’ de kayıtlı bulunan III. Murad Surname’sinin önemi, Nakkaş Osman’ın elinden çıkan minyatürleridir. Eserde, 34/22,5 boyutunda 437 adet minyatür yer almaktadır. Yazmadaki bu minyatürler tam sayfa büyüklüğündedir. Metin Türkçe’dir ve nesihle yazılmıştır. Yazma, bej renkli kağıt kullanılmıştır. Eser bugün oldukça hırpalanmış durumdadır, Cilt kapakları koyu kırmızı lakeden yapılmıştır. Kapağın içi, koyu kırmızı üzerine kırmızımsı altın dallarla bağlanan bir tezyinat ile süslenmiştir. Minyatürler, bakımsızlıktan renk kaybına uğramış, yer yer dökülmeler olmuş veya karşı sayfaya çıkmıştır, kimi sayfalar ise delik ve lekelidir.( Sermiha, 1935, s.12)
Nakkaş Osman ve ekibi tarafından minyatürlenen Surname, dönemin günlük hayatından kesitler sunması ve meslek gruplarını vermesi açısından önemli belgesel niteliğe sahiptir. Bu minyatürler, bir devrin ekonomik ve sosyal hayatını yansıtan birer tarihi belge niteliğinin yanı sıra başarılı birer sanat eseri olarak da sanat tarihin de yerini almıştır.



III. MURAD SURNAMESİ’NİN ÜSLUP ÖZELLİKLERİ



KOMPOZİSYON

Nakkaş Osman, yazmanın yaprakları arasında karşılıklı kapanan ikişer sayfayı tek sahneyi göstermek üzere düzenlemiştir. Şenliğin her aşaması bu düzen içinde tekrarlanır. Şenlikler belli bir yerde yapılmıştır, Atmeydanı’nda. Nakkaş, bu mekanı minyatür sanatının elverdiği ölçüde kağıt yüzeyine aktarmıştır. Her sahne de aynı dekor yer alır. Birinci sahnede, hazırlanmış seyirci tribünleri ile gerideki saray çatılarını, bir de alanın sol köşesindeki Obelisk’i, ikinci sahnede ise mimari dekor bir şahnişinde padişahın oturup şenlikleri seyrettiği sonradan yıkılmış İbrahim Paşa Sarayı’dır.
Nakkaş, gerçeğe yakın ögelerle oluşturduğu dekoru, şenliğin her aşamasında yapılan geçitlerle tekrar tekrar kullanmıştır. Minyatürler, genel bir şemaya göre oluşturulmuştur. Buna göre üst kısımda; seyirlikler, seyirlik binası kapısı, sultanın bulunduğu köşk, alt kısımda ise; halk, gösterilerin ilk kısmı ve gösterilerin ikinci kısmı şeklinde yer alır.
Sultan daima bir iskemle üzerinde oturur durumda gösterilir. Oturuşu hiç değişmez, sol elini dirseğini dışa açarak sol dizine dayar, sağ kolu ise kıvrık, beline doğru göğsünün üzerinde gösterilmiştir. Sultanın ve yanındakilerin duruşları hiç değiştirilmeden tekrarlanır. Sahnenin alt köşesinde yer alan halkı temsil eden figür topluluğuna, belli bir yer , sahnenin sağ alt köşesi (resim, 1) verilmiştir. Sahnenin kenarında Dikilitaş’a paralel canlı bir sütun meydana gelir ve bu sütun sahnenin sağ tarafını çevreler. Bütün erkek figürleri sarıklıdır, kadınlar ise peçeli ya da sıkı sıkıya kapalıdır. Daha çok erkekler arkada kadınlar ve çocuklar önde betimlenmiştir. Gösteri yapanlar halkın içinden, sultanın bulunduğu bölüme doğru ilerlerler. Vücutları tam olarak yandan değil, hafif bize dönük olarak gösterilir. Sağ kolları görünmez, sol kol göğüs üzerine doğru kıvrık tutulur. Başlarında beyaz sarıklar bulunur.( Atasoy, 1962, s. 32)
Esnaf loncaları mesleklerini çoğu zaman arabalar üzerinde sergiler. Eğer sahneye iki araba getirilirse bunlardan biri halkın, diğeri padişahın önünde gösterilir. Bazı esnaflar ise, gösterilerini imal ettikleri nesneleri ellerinde veya sırtlarında taşıyarak yaparlar.
Sultan, her şeyin odak noktası olduğu halde merkezde gösterilmemiştir. Nakkaş, sultanı sola alarak, sağdan sola olan hareketi kuvvetlendiriyor. Gösteri yapan figürler, halkın içinden çıkıp sultana doğru geliyorlar, en önemli gösterilerini yaptıktan sonra dönüyorlar. Hareketin yönü sultan olmasına rağmen, her sahne de hiç değiştirilmeden tekrarlandığı için dekorun bir parçası haline geliyor.

Pehlivanlar güreşirken Nakkaş osman, Surname-i Hümayun


3.2. MEKAN

Surname minyatürlerinde mekan genel olarak alt ve üst olmak üzere iki kısma ayrılır. Üst kısımda, sağda davetliler için düğün boyunca kullanılmak için yapılmış seyirlikler, solda ise sultanın bulunduğu İbrahim Paşa Sarayı yer alır. Alt kısım gösterilerin yapıldığı meydandır. Meydan da , Dikilitaş, Yılanlı Sütun ve Örme Sütun yer alır. Bu asıl Atmeydanı değil, Dikilitaş, Yılanlı Sütun ve Örme Sütun ile sembolize edilen nakkaşın kafasındaki Atmeydanı’dır. Gösteriler bu mimari ve halkla çevrelenmiştir. Atmeydanı’nın bütünü, hemen hemen her sahnede tekrarlanır.

surname-i-vehbi-2-cilt-kolektif. Kitap. Surname-i Vehbi


3.3. BİÇİM ÖZELLİKLERİ

Eserde, özellikle gösteri yapan figürlerde ilk bakışta farklı bir form dilinin kullanıldığı görülmektedir. Gözlemci bir üslup kullanılmıştır. Örneğin, ilk sayfalarda tribünlerin arkasındaki yapının üstünü kubbelerle örterken daha sonraki sayfalarda konik örtüler kullanıyor. Ağaçları betimlerken ise, kimi zaman top ağaçlar, kimi zaman küçük yapraklı ağaçlar, kimi zaman da serviler kullanıyor.
Nakkaş, seyircinin gözünü bu tür değişikliklerle rahatlatıyor. Bir yandan minyatürü göz oyalayan, eğlendiren bir nakış olarak görmeyi bırakıp, şematik bir üslup içinde gerçek duyarlılık kazandırıyor. İfade, geleneksel yollarla veriliyor, örneğin seyirliklerdeki davetlilerin gördükleri gösterilerden duydukları hayret ve hayranlık ortak ifade aracı olarak kullanılmıştır. Nakkaş, figürlerin yüzlerini karikatüre benzeyen bir tarzda resimlemiştir. Tekrarlanan sultan figürlerinde ise, yüz maske görünümündedir. Sultan, diğer figürlerden farklı bir anlayışta, duygularını aksettirmeyen ideal insan olarak, sakin ve her şeyin üzerinde olan bir kimsenin ifadesini taşır.



3.4. KULLANILAN RENKLER

III.Murad Surnamesi’nde nakkaş, rengi yüzeysel bir anlayışla kullanmıştır. Figürler çoğu zaman renk lekeleri şeklinde görülür. Renklerin tonları ve gölge ışık kullanılmamıştır. Renk gerçek değil, tezyini bir anlayışın ifadesidir. Örneğin zemin hiç tereddüt edilmeden eflatuna boyanmış, gökyüzü altın yaldızla gösterilmiştir.( Atasoy, 1962, s.51)
Surname minyatürlerinde renk, davetlilerde ve mimari dekorda tezyini amaçla kullanılırken, gösteri yapan figürlerin göze çarpmasına yardım edecek şekilde kullanılmıştır. Bu, ya önemli kısımlarda parlak renkler kullanılarak ya da hareketli kısımlara dikkati çekmek için donuk ve soğuk renkler kullanılarak sağlanmıştır. Eserin bütününde canlı ve parlak renkler kullanılmıştır.

Sultan'a Hediye Sunulması,Levni, Surname-I Vehbi


4. III. AHMED SURNAMESİ (SURNAME-İ VEHBİ)

III. Sultan Ahmed’in 1720’ de sünnet edilen dört şehzadesi ile üç kızının evlenmesi nedeniyle yazılmıştır. Bu eğlence ve şenlikleri zamanın ünlü şairi,Huseyn Vehbi, nazım ve nesirle karışık olarak anlatmış, Nakkaş Levni de minyatürlemiştir. Günümüzde Topkapı Sarayı Müzesi, Hazine 3593 envanter numarası ile kayıtlıdır.
1720’deki sünnet düğününü anlatan yazma, aharlı kağıt kullanılan eser, 37,5/23,6 boyutlarındadır. 175 varaktan oluşmuş, tam sayfaya yerleştirilmiş 20/38 boyutlarında 137 minyatürü vardır. Metin talik yazı ile Türkçe yazılmıştır. Her sayfada 16 cm uzunluğunda 23 satır yer almaktadır. Metin 18.yy Osmanlı nesrinin karakteristik özelliklerini taşır.
Eserin cildi orijinaldir, dışı mukavva üstüne, yeşil, sarı, pembe renklerle işlenmiş telli hatai kumaştandır. Eser çok hırpalanmamıştır ama gümüş rengi karararak etrafına yayılmıştır. Minyatürler üzerinde ise çeşitli lekeler oluşmuştur. Son sayfalarda ise eksik vardır. ( Sermiha, 1935, s. 34)

 


5.III. AHMED SURNAMESİ’NİN ÜSLUP ÖZELLİKLERİ




5.1. KOMPOZİSYON

Yazmanın minyatürlerinde sahne üzerindeki birlik dikkati çekmektedir. Nakkaş metne sadık kalmaya çalışmıştır. Kimi sahnelerde birkaç olay beraber anlatılmıştır ya da sahnenin bos kalan yerler, metnin diğer kısımlarından alınan başka bir olayla doldurulmuştur. Olaylar bir sahne içinde yan yana yer almaktadır, sınırlarla birbirinden ayrılmamıştır. Sahneler bölünmeden anlatılmıştır. Sahneler, karşılıklı iki sayfada yer almakta ve kesiksiz birbirini tamamlamaktadır.
Eserin minyatürleri, farklı kompozisyonlar içinde gösterilmiştir. Bunları; Padişah, sadrazam, davetliler ve halk önünde yapılan gösteriler, ziyafet sahneleri, esnaf alayları, sünnet düğününün Topkapı Sarayına gidişi, nahıl ve şeker bahçeleri şeklinde sınıflandırmak mümkündür.
Bu sahneler, iki sayfa olarak karşılıklı iki varakta yer alır. gündüzleri Okmeydanı’nda yapılan şenliklerde, padişahın çadırı sağ köşede yer alır. padişah çadırının sol alt köşesine gelen kısımda, en önde sadrazam olmak üzere, vezirler ve davetlilerin çadırı yer alır. Ortada ve sağ altta ise, seyirlik oyunlar yapılmakta sağ ve sol alt tarafta ise izleyen halk yer almaktadır. Nakkaş bunu yaparak sahneye derinlik duygusu vermeye çalışmıştır. Perspektifin acemice kullanılması da dikkati çekmektedir. ( Güvenli, 1960, s. 58)
Gündüz yapılan şenlik sahneleri diğerlerine göre daha az sayıdadır. Padişah sol kısımda kasıra benzeyen bir mimari içinde otururken betimlenmiştir. Sadrazam ve maiyeti ise sağ sahnede, en önde ise kayıklar içinde gösteri yapanlar görülmektedir. Gece yapılan şenliklerde gündüz şeması aynen tekrarlanır. Sahne düzeni aynı tutulup figür sayısı azaltılmıştır. Ziyafet sahnelerinde ise, en geride iki ya da üç direkli gergiler, zemine yayılan halılar üzerinde her sahnede iki tane olmak üzere dört sofra ve bunların çevresine oturmuş yemek yiyen davetliler görülmektedir. Figürler, yandan, arkadan ve cepheden verilmiştir. Hacimli ve hareketli figürlerdir. Davetlilere hizmet edenler ise her iki yanda ayakta verilmiştir.
Yazmanın minyatürleri arasında en ilginç olanları esnaf alayını gösteren sahnelerdir. Sıraya girmiş ilerleyen bu alay, metinde anlatıldığı gibi verilmiştir. Hareket bu sahnelerin özünü oluşturur. Sahnenin sol kenarında sağ kenarına doğru bir hareket söz konusudur. Soldan sağa gelişen bu hareket, sahne ortasında bir iki defa dönmektedir. Minyatürde ilk kez bu yönlü hareketle karşılaşıyoruz.



5.2. MEKAN

Şenliklerin gündüz yapılan kısmı için seçilen mekan Okmeydanı’dır. Bu gündüz şenliklerinin önemli bir bölümü de Haliç’ te deniz kenarında bir sarayda geçmektedir. Bu saray, Aynalıkavak Sahil Sarayı ya da Tersane Sahil Sarayı olabilir. Padişah gündüz şenliklerinde, ortada kasır benzeri bir mimari içinde gösterilmiştir. Deniz üzerinde gösteri yapanlar ise, sallar üzerinde veya kayıklarda betimlenmiştir. Ziyafet sahnelerinde ise mekan belirgin değildir. ( Ünver, 1951, s. 36)
Şenliklerin son aşamasında, sultan şenlikleri mimari bir yapı içinden izlerken gösterilmiştir. Mimari dıştan başarısız oranlarla gösterilmesine rağmen, iç mekan başarılıdır. Son sahnelerden birinde verilen, III.Ahmed Kütüphanesi mimari bakımdan bir şey ifade etmemektedir. Sadece boşluk doldurmak amacıyla verilmiştir. Bu mimari ögelerin yanı sıra şeker bahçeleri ve nahıllarla karşılaşıyoruz. son derece detaylı verilmişlerdir.


5.3. BİÇİM ÖZELLİKLERİ

Minyatürlerde genel olarak nakışa çok önem verilmiştir. Sahne, çadırlar, giysiler, çadır ve halıların tüm detayları ince ince işlenmiştir. Asıllarına sadık kalınarak yapıldığı düşünülürse, dönemim Osmanlı tekstil sanatı hakkında belgesel nitelik taşımaktadırlar. Figürlerde ise gereksiz detay tutkusu ön plandadır. Nakkaş, tezyinatı da önemsemiştir. Gerekli gereksiz yerlere üslublaştırılmış çiçek motifleri serpiştirmiştir. Kimi sahnelerde de içlerini stilize çiçek motifleriyle süslü kemerler kullanarak sahneyi sınırlamıştır. Kimi sahnelerde, mimarinin bir kısmı ya da çadır direkleri sahne dışına taşmıştır. Zemin önemsenmemiş, kimi yerlerde figürlerin bastıkları yer belirtilmemiştir. Özellikle gösteri yapan figürler, havada gibi izlenimi bırakmaktadır. Kimi sahnelerde ise ufuk hattı verilmemiş, figürler tüm alana dağıtılmıştır. Yazma ve metin uyum içindedir, üç hafta boyunca birbirini izleyen olaylar sırayla betimlenmiştir.



5.4. KULLANILAN RENKLER

Levni, 16.yy’da kullanılan parlak renklerin yerine daha soluk renkleri tercih etmiştir. Kırmızı, sarı gibi sıcak renklerin yanı sıra mavi, mor, leylak gibi renklerde kullanmıştır. Nakkaş, göz alıcı renkler yerine ara renkleri anlamı pekiştirmek için kullanmıştır. Renkleri genellikle yumuşatarak kullanmıştır. ( Yetkin, 1984,s. 212)
III. Murad Surnamesi’nde ki mor ya da leylak rengi zeminler yerini burada toprak tonlarındaki zemine bırakmıştır.



6. SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

III. Murad Surnamesi, III.Ahmed Surnamesi’nden yaklaşık iki yüz yıl önce, yani 1582’de minyatürlenmiştir. İlk minyatürlenen surname olması nedeniyle Osmanlı minyatüründe bir prototipi yoktu, bu nedenle nakkaş düğünü tamamen kendi anlatım tarzıyla işlemiştir. 1720’de minyatürlenen III Ahmed Surnamesi’nde durum farklıdır. Nakkaşın önünde minyatürlenmiş bir surname örneği ve içlerinde düğün sahneleri bulunan başka yazmalar vardı.
Her iki yazma eserin ortak ve farklı yönleri bulunmaktadır. Nakkaş Osman sünnet düğününü anlatırken tek mekan vermiştir. Sahne burada iki kısımdan oluşur yukarı kısımda İbrahim Paşa Sarayı ki padişah buradan şenlikleri izler, diğer kısım ise Atmeydanı’nın bulunduğu aşağı kısım ki burada da localar ve halk bulunmaktadır. Tüm şenlik boyunca bu şema değişmez, değişen sadece alt kısımdaki gösterilerdir. Nakkaş Levni ise, şenlikleri çeşitli mekanlarda gösterir. Okmeydanı, Haliç’teki Sahil Sarayı ve son kısımlardaki mimari mekan. Levni’de anlatım boyunca mekanda değişmektedir. Şenlikler tüm İstanbul’a dağılmıştır.
Her iki yazmada da minyatürler karşılıklı tam sayfa halindedir. Levni’de sayfalar arasında daha sıkı bağlantılar vardır. Sultanın şenlikleri izlediği mekan, Nakkaş Osman’ da İbrahim Paşa Sarayı’nın şahnişidir, Nakkaş Levni’de ise, sultan, sadrazam ve davetliler geleneğe uygun olarak otağ-ı hümayunda ve kendi çadırlarında verilmiştir.
Minyatürlerdeki en önemli nokta, her iki yazmadaki hareket yönüdür. Nakkaş Osman’da hareketin yönü eski yazıdaki gibi sağdan sola iken, Nakkaş Levni’ de ise soldan sağadır. Nakkaşın soldan sağa hareketini batıdan aldığı etkiye bağlı olarak düşünebiliriz.
III. Murad Surnamesi’nde sık sık karşılaştığımız yaldızlı gökyüzü, III.Ahmed Surnamesi’nde yerini normal gökyüzüne bırakmıştır. Gece şenliklerinde gökyüzündeki yıldızlar özellikle vurgulanmıştır. Gündüz şenliklerinde ise kimi zaman açık kimi zaman ise bulutlu bir gökyüzü verilmiştir. Nakkaş Osman’ın kullandığı parlak ve sıcak renkler, Nakkaş Levni’ de yerini soluk ve soğuk renklere bırakır.
Figürler, her iki yazmada da benzer nitelikler taşır. Tam olarak portre özelliği göstermezler. Hareketli, canlı figürler her iki yazmada da basacak sağlam zemin bulamazlar. Kimi sahnelerde havada yürür izlenimi bırakmaktadırlar. Figürlerin giysileri iki yazmada da belgesel nitelikli olmasına rağmen Levni’ de motifler ve biçimler daha detaylıdır. Dolayısıyla yaşadığı dönemi daha gerçekçi yansıtır.

SüreyyaEroğlu






Surname 3 Cilt
Orijinali İstanbul Topkapı Sarayı Müzesi kütüphanesinde bulunan bu çarpıcı eser, III. Ahmed döneminde (1703-1740) saray ressamı olan Levni tarafından mükemmel bir biçimde renklendirilmiş 137 adet minyatüründen oluşuyor. Eserde III. Ahmed'in oğullarından dördünün 1720 yılındaki sünnet törenleri nedeniyle düzenlenen on beş günlük bir şenlik Vehbi'nin ayrıntılı tasvirleriyle ve Levni'nin 137 levhadan oluşan çizimleriyle anlatılıyor. Surname-i Vehbi, hanedan doğumları ve düğünleri gibi özel nedenlerle düzenlenen şenliklerin anısına, eski Osmanlı geleneğine bağlı olarak yazılan ve resimlendirilen kitaplardan biri. Söz konusu şenliklerden resmi geçit, müzikli temsiller, cambazlık ve havaifişek gösterilerinin hepsi Levni'nin minyatürlerinde mükemmel bir biçimde işlenmiş. Kitabın metni bir saray şairi olan Vehbi tarafından yazılmış ve bu tıpkıbasımda metnin tamamı yer almakta. Metnin transkripsiyonu ve İngilizce çevirisi iki ayrı ciltte sunuluyor. Bu tıpkıbasım İsviçre'de gerçekleşmiştir. Orijinalinin görünümünü ve dokusunu elde etmek amacıyla elyapımı kağıt özel olarak hazırlanmış. Kitap yalnızca 1500 adet sınırlı sayıda basılmıştır. 

Levni Surname-i Vehbi Bindirilmiş Mehter Minyatür

Haliçte Gösteri SURNAME-İ VEHBİ Topkapı Sarayı Kitaplığı A. 3594 s. 92b 

Miniature-Ottomane-du-Surname-i-Vehbi-Topkapı-Sarayı-Müzesi-Istanbul-Hazine-1344-folios-290a

SURNAME Topkapı Sarayı

Haliçte Gösteri SURNAME-İ VEHBİ Topkapı Sarayı Kitaplığı A. 3594 s. 92b

Surname Minyatur

Surname 

Surname

Surname

Surname

Haliçte Gösteri SURNAME-İ VEHBİ Topkapı Sarayı Kitaplığı A. 3594

Minyatür Cülus töreni Nakkaş Osman, Surname-i Hümayun

Minyatür Koç döğüşü Nakkaş Osman, Surname-i Hümayun

Pehlivanlar güreşirken Nakkaş osman, Surname-i Hümayun

Sultan'a Hediye Sunulması,Levni, Surname-I Vehbi

Surname

Surname

Surname-i-Vehbi-II-Cilt 

Ulema (Alimler) ve öğrenciler (Levni, Surname-i Vehbi). Minyatür






Google Plus'da paylaş

Serkan K Hakkında

ayrıca http://webportalim.farvista.net sitesinin de sahibidir. okumayı, gezmeyi, internet kulanmayı ve el sanatları ile uğraşmayı sever...

    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum :

Yorum Gönder

Lütfen soru sormadan önce soracağınız konu ile ilgili olan yayınları okuyunuz...