Dokumacılık


Dokuma 

  Halı Kilim Dokumacılığı ve Halı Temizliği Dokumacılık Tarihi



   Dünyada bilinen en eski halı, Orta Asya'da bulunan kare desenli bir pazirikti. Bugün; St. Petersburg'taki
Hermitage Müzesi'nde orijinal haliyle korunan halı, Türklerin Kavimler Göçü yıllarındaki göçebe alışkanlıklarını ve atlarına olan bağlılıklarını açıkça simgeliyordu. Pazirikten bugüne halılar, yüzyıllar boyunca hayatın tanımı oldu. Sadece ihtiyaçları karşılamakla kalmadı; insanı insan yapan tüm duygular, renklerle sembollerle ilmek ilmek dokundu... Bugün dünyanın en ince ve değerli halıları olarak tanınan 'Hereke halıları' dokuma tarihinin olgunluk noktasıdır. 19. yüzyıl halı sanatı içinde önemli bir yere sahip, saray ve çevresi için özel olarak dokunan Hereke halıları, Anadolu halılarından aldığı geleneği geliştirmiş; hem desen tasarımlarıyla hem de dokuma tekniğiyle bu sanatı daha üst seviyelere taşımıştır.



Santimetrekaresinde 100 "DÜĞÜM" olan hereke halıları

En eski örneklerine saraylarda rastladığımız Hereke halılarının en önemli özelliği, inceliği ve bu inceliği sağlayan düğüm sayısı ile tekniği.

Bugün en eski örnekleri Topkapı Sarayı Müzesi'nde ve birkaç sarayda bulunan Hereke halılarının tarihi, 1843'te, Sultan Abdülmecid döneminde Osmanlı sanayisinin ilk modern fabrikalarından biri olarak kabul edilen Hereke Fabrika-i Hümâyûnu'nun kurulmasıyla başlar. Bu fabrika; başta, saraylar olmak üzere dönemin eşraf evlerinin döşemelik kumaş, perde ve halı ihtiyacını karşılamak üzere kurulur. 1878’de bir yangınla kullanılamaz hale gelen fabrika, 1882'de yeniden açılır. Sultan II. Abdülhamid devrinde sarayların ihtiyacını karşılamak üzere 1891 yılında halı üretimine başlar. İlk ürünler Manisa ve Gördes çevresinden getirilen ustaların önderliğinde oluşturulur. Zamanla dokumaların çeşit ve miktarı artırılır; kalite açısında Avrupa halıları ile rekabet edebilecek düzeye getirilir. Hereke halıları aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk ihraç ürünlerindendir. Avrupa sarayları onunla süslenir. Girdiği tüm uluslararası fuarlarda birincilik ödülleri ve başarı madalyaları alır.

Aynı zamanda Herekeli ustaların oluşturduğu bir atölye de Dolmabahçe Sarayı'nın bahçesine kurulur. Hereke'deki fabrikanın özel bir atölyesi olarak kullanılan ve Hereke Dokumahanesi olarak adlandırılan bu büyük yapıda da sarayın ihtiyacı olan ipekliler dokunur.

Dokuma malzemesi olarak çok ince iplik ve ipeğin kullanıldığı Hereke halılarını diğer halılardan ayıran en önemli özellik örme tekniğidir. Hereke halısının uzun ömürlü olmasının nedeni 'Gördes düğümü' diye de bilinen 'çift düğüm' tekniği ile dokunmasıdır. Ustaların diğer tüm halıları inceleyerek, sabırla keşfettikleri bir tekniktir bu.
Santimetrekaredeki düğüm sayısının artması, biçimlendirilen motiflerin detaylandırılmasını da beraberinde getirir. Sonuçta olağanüstü incelikte ve hayal gücünün ötesinde motifler taşıyan sanat eserleri çıkar ortaya.

İpek bir Hereke halısında, bir santimetrekareye düşen düğüm sayısı şaşırtır insanı. Ortalama 10x10, yani 100 düğüm bulunur. Bu, her santimetrekare için dikeyde ve yatayda 10 düğüm demektir ki; gözün algısını zorlar. Kimi Hereke halısında düğüm sayısı 12x12, 14x14; hatta 36x36'dır, ki bu halılar dünyanın en ince halılarıdır. Yetkin bir dokuma ustası, bir milyon düğümden oluşan bir halıyı en az bir yılda bitirebilir. 

Kaliteli işçiliği ve özgün örnekleriyle hem Osmanlı hem de Avrupa saraylarını süsleyen Hereke halıları bugün de korunuyor ve yaşatılıyor. Sanatseverler koleksiyonlarındaki zenginliği, sahip oldukları Hereke halılarının çokluğuyla, bazen de niteliğiyle ölçüyorlar. Belki eskisi kadar çok tezgâh yok, ama bir şey hep aynı: "Kaliteden taviz yok" diyor Herekeli halıcılar...

Kimi yerde, masaların üzerinde, kimiyse bir tablo gibi duvarlarda sergilenen gerçek Hereke halılarının bir de 'nüfus cüzdanları' var. Üzerinde ismi yazılı, şifreli, hologramlı. Ambalajlarında, Osmanlıca Hereke damgalı süslü silindirler. Hereke Halıcılar Derneği'nin ekspertizlerinden yüzde yüz onaylı. Dernek, bu sertifikalarla, künyelerle şöyle diyor: "Siz bu halıyı yıllarca tüm güzelliğiyle kullanırsınız. Bunlar Hereke halısıdır ve Hereke tekniğiyle Hereke'de yapılmıştır. Garantisi geçmişindedir."

Amaç ve kaynak hep aynı: Paylaşılan zevk... Sınırları kaldıran Hereke zevki kuşaklar boyunca süregeldi. Anlaşılan o ki; dokuma ustaları ve sanatseverleriyle yüzlerce yıl daha yaşayacak.


Ek Kynak;
Atalarımızın büyük önem verdiği bir halk sanatı halıcılık. Geçmişten günümüze özenle yaşattığı bir sanat. Dünyada bilinen ilk el halıları Orta Asya'da Türkler tarafından dokunmuştur. Bu halıların günümüze kadar ulaşabilmiş en eski örneğinin MÖ 6-5. yüzyıllarda yapılmış olduğu ve halen Leningrad müzesinde saklandığı bilinmektedir. Orta Asya'nın kurak bölgelerinden batıya göç eden Türkler, kültürlerini, sanatlarını, folklörlerini de yanlarında taşımışlar ve yeni yerleştikleri bu verimli topraklarda yeni motiflerle, yeni renklerle geleneksel olan bu halk sanatlarını daha da zenginleştirmişlerdir.

Günümüzde 36 değişik yörede dokunan Türk halılarının en nadide örnekleri tarihi ipek yolu üzerinde yer alan İstanbul'un 65 km. doğu uzantısındaki sahil kasabası Hereke'de hayat bulmuştur. 1843'te dönemin padişahı Sultan Abdülmecit tarafından kurulan Hereke Fabrika-i Hümayun 'undan günümüze dek, Hereke halısı, kalitenin ve görkemin simgesi olma özelliğini sürdürmüştür. Hereke halıları, geleneksel Anadolu halıcılığının yüzyılımızdaki sentezidir. Geçmişte Dolmabahçe, Yıldız, Beylerbeyi ve daha bir çok görkemli sarayımızın bütün halıları ve döşemelik kumaşları Hereke'de dokunmuştur. Saf İpekten veya pamuk çözgülük üzerine yünden dokunan Hereke halıları için İmparatorluğun dört bir yanına haber salınmış; birbirinden yetenekli desinatörler, çiniciler, tesbihçiler, dokumacılar saraya çağrılmış; ve yoğun bir çalışmayla devrin bu estetik ustaları birbirinden güzel motifler tasarlamışlardır. Hereke halılarında, sanatının her dalında doğayı kucaklayan Osmanlı toplumunun bu özelliklerini gösteren motifleri ve diğer geleneksel sanatlarımızda olduğu gibi tasavvuf kültürümüzden gelen sonsuzluk temasını bulmak mümkündür. Desenler, sonsuzdan gelirmişcesine bordürden halıya girmekte ve tekrar öteki bordürden sonsuza doğru gidercesine kaybolmaktadır. Hereke halılarında başta lale, goncagül, yaprak, karanfil, sümbül, badem, çiçek buketleri olmak üzere ikiyüzden fazla çiçek motifi kullanılır; ve bu motifler bir araya gelerek eşsiz desenler oluşturur. Bir çiçek cümbüşüne dönüşmüş Hereke halılarına her dokunuşta bir çiçek yumuşaklığı; üzerinde her gezinişte bir gülistan ferahlığı hissedilir.

Dünya halı experlerinin kalitesini hayranlıkla dile getirdikleri Hereke halılarına, dokunuş tekniği ve malzeme kalitesiyle diğer pek çok halı üreticisi yabancı ülkelerce gıpta edilmiş ve her ne kadar kalitesine ulaşamamışlarsa da, desenlerini kendi ürünlerine yansıtmaya çalışmışlardır. Günümüzde Avrupa ve Amerika gibi, el halılarının büyük miktarda alıcı bulduğu pazarlarda Hereke halılarının kopyalarını dahi görmek mümkündür. Bir çok halı üreticisi ülkelerce kopyalanmaya çalışılan Hereke halıları, kopyalanamaz özelliğini sadece desenlerinden değil; Bursa ilimizin yemyeşil ve tazecik dut yapraklarıyla beslenmiş ipek böceklerinin kozalarından elde edilen dünyanın en yüksek kalitesindeki filatör ipeğinden de almaktadır.

Bıkmadan, usanmadan metrekaresine bir milyon çift düğüm atılarak yaklaşık on ayda dokunan Hereke halılarının her aşaması kendine has bir takım teknik özellikler ve çalışmalar da gerektiriyor. Hereke ve civarında yeteneklerini ve bilgilerini nesillerinden alan genç kızlarımızın dokudukları, dokurken de ayrılığı ve kavuşmayı; acıyı ve sevinci; hasreti ve sevgiyi; dileklerini ve özlemlerini her bir ilmeye işledikleri halıların orijinal olma özelliği ancak bu yörede dokunan halılara ait kalıyor. Dokudukları halılara bir de eski dilde geleneksel olarak yazılmış Hereke imzasını da gururla atıyorlar. Bu çalışma da ancak bu el sanatının küçük yaşlarda öğrenilmesiyle başarılıyor.  Dokuma, atkı ve çözgü ipliklerinin dikey açı yapacak şekilde, birbirinin altından, üstünden geçirilmesiyle ortaya çıkan düz yüzeyli üründür.
Dokuma tezgahlarında çözgü denilen yan yana duran ipliklerin gücü nire denilen araçlarla bir kısmının yukarı kaldırılması, diğer kısmının aşağı çekilmesi suretiyle açılan aralıktan ki bu aralığa ağızlık denir.


Milas Halısı Tarihi
Milas halısı, Milas yöresine özgü özellikler taşıyan halı türüne denir. Ada Milas, Patlıcanlı, Çıngıllı Cafer, Gemisuyu, Elikoynunda gibi isimlerle de anılırlar. Figür ve motifleri geçmişin izlerini yaşatmaktadır.

Muğla 'nın Milas ilçesi Türkmen boylarının en eski yerleşim yerlerinden biridir. Bölge, örf, adet ve giyim olarak tarihi özelliklerini korumuştur. Bölgede halıcılık geleneğinin 16. yüzyılda seccade halıların dokunmasıyla başladığı genel kabul görmektedir. 18. yüzyıl ve 19. yüzyıla tarihlenen Milas halıları desen ve renk özelliği ile klasik (geleneksel) ve Barok stili olarak ikiye ayrılır.

Klasik olanlar mihraplı Milas seccadeleridir. Bu seccadelerde mihrap eşkenar dörtgen şeklindedir. Mihrabın üstünde bir alem, mihrabın içe bakan kenarlarında stilize edilmiş bitki motifleri bulunur. Kontürleri olmayan motifler görülür. 'Ada Milas' halısı bu tarzın en eski örneklerinden biridir. Çeşitli yorumlara göre ismi, Büyük İskender'in çağdaşı Karya kraliçesi Ada'dan, ilk olarak İstanköy adasından gelen kimselerce dokunmuş olmasından, veya bir dal üzerine yerleştirilen stilize edilmiş karanfil demetlerinden gelmektedir. Kenar süslerinin yan yana sıralanmasından oluşur. Tera, karanfil, kedi izi, kösele, çenti motiflerinin sıralandığı halı çerçevelerine su yatağı denir. Her suyun içinde yer alan motifler genelde birbirlerinin tekrarıdır.

Barok stil olarak adlandırılanlar, Osmanlı Devleti'nde, Abdülmecit döneminde mimarı ve sanatta Avrupa etkisinin yoğun şekilde yaşandığı dönemlerde üretilmiştir. Bu halılarda düz çizgiler yerine zikzaklarla belirlenmiş kenarlara çiçek desenleri yerleştirilmiştir.

Milas’taki başka bir grubu oluşturan halılar da madalyonlu örneklerdir. Bu halılar, kare, dikdörtgen altıgen olarak çeşitli tiplerde karşımıza çıkar. Karacahisar köyünde üretilen ve Karacahisar halısı olarak tanınan Milas halıları bu gruba giren örneklerdendir. Karacahisar seccadeleri, göbekli ve madalyonlu desenlerle dokunup; çiçek yaprağı, dal gibi motiflerle süslenir. Zeminlerde beyaz ve kırmızı kullanılırken, seccadeler koyun yününden imal edlimiş, sık düğümlü ve sağlam halılar olarak tanınmaktadır. Kahverengi-sarı tonlarının sıkça görüldüğü mihraplı ve mihrapsız Milas halılarının dokunduğu halı tezgahları, özellikle Milas-Bodrum arasındaki bölgede yoğunluk kazanıyor.


Dokumacılık, yapım teknikleri ve kullanılan araçlara göre üç grup altında incelenir.

Mekik Dokumalar: Kumaş Dokuma, Siirt Battaniyesi, Kolan, çarpana dokuma
Kirkitli Dokumalar: Kilim, Cicim, Zili (sili), Sumak Halı
Mekiksiz Dokumalar: Palaz, Kolan, çarpana (kartlı, kartsız dokumalar), Dokusuz Dokular (Keçe)

Türklerde çok eski çağlardan beri dokuma sanatının gelişmiş olduğu yapılan tarihsel ve arkeolojik çalışmalardan anlaşılmaktadır.Orta Asyanın çeşitli yerlerinde yapılan arkeolojik çalışmalarda sırasında çıkan kumaşlardan ipeklilerin Çin'den getirildiği ileri sürülmekteysede yünlü ve özellikle üzeri yün ipliğiyle aplike edilmiş keçe parçalarının Türkler'e ait olduğuna kesin gözüyle bakılmaktadır.
Kurganlardan çıkan eyer takımlarının üzerindeki kolan kuşak ve kordonlar da çarpana dokumacılığının varlığını gösterir.Ayrıca çadır yapımı ve donanımında kullanılan dokumalar,Türk dokuma sanatında önemli bir yer tutar.Türkler Anadolu'ya geldiklerinde geçmişi çok eskilere dayanan gelişmiş bir dokumacılık sanatıyla karşılaştılar.Çatal höyükte yapılan kazılardan ele geçen bulgular ,Anadolu'da dokumacılık
 tarihinin İ.Ö.6000 e değin uzandığını gösterir.Buradan çıkan kumaş parçaları dünyada bulunan en eski kumaş parçaları örnekleridir.Orta Asya dan gelenlerin deneyimleriyle birleşen bu birikim sonucu Xl.yy.da dokumacılığın Anadolu'nun her yöresinde büyük bir gelişim gösterdiği bilinmektedir.Bu dönemde Denizli ,Adana ve Sivas'ın pamuklu dokumaları ,Erzurum ve Erzincan da dokunan pamuklu,yünlü ve ipekli kumaşlar ünlüdür.Ayrıca Anadolu'nun bir çok yöresinde dokunan halı ve kilimlerde Türk el dokumacılığının seçkin örneklerini oluşturur.Selçuklular döneminde Türk el ürünlerinin başka ülkelere satıldığı bilinmektedir.Türkmen aşiretleri arasında gelişmiş olan halıcılık geleneği Anadolu halılarına dış ülkelerde geniş bir pazar sağlamıştı.Kumaşlar da dış ülkelerde geniş çapta alıcı buluyordu.

Osmanlı devletinin kuruluş ve yükselme dönmelerinde Selçuklu sanatı mirası da değerlendirilerek dokumacılıkta büyük bir ilerleme sağlandı.Dokumacılığın kaynağını doğudan alması ,Batı'nın yalnızca tüketici durumunda olması ,bu iki uç arasında yer alan Osmanlı devletinde dokumacılığa önem verilmesini sağladı.Alınan önlemlerle dokumacılığın ilerlemesine ve kalitenin yükseltilmesine özen gösterildi.Bu dönmede pamuklu dokumacılığın merkezi Denizli idi. İstanbul,Bursa, Malatya, İskenderiye, Kıbrıs,Urfa,Mardin,Musul ve Bağdat 'da da çeşitli pamuklu dokumalar üretiliyordu.İpekli dokumalar içerisinde ise Musul'un İpek üzerine işlemeli olarak dokunan ve adını bu kentten alan muslin'leri Bursa'da yapılan altın işlemeli ipekli dokumalar işlemeli çiçekli kadifeler ,Bilecik'in ipekli ve kadife kumaşları önde geliyordu.Özellikle Bursa Bilecik Edirne ve İstanbul'da dokunan kumaşlarda Selçuklu geleneği ve desenleri egemendi.Yünlü dokumacılıkta Erzurum ve Erzincan atelyeleri ,Karaman'ın Kaliçler'i Demirci,Gördes ve Kula 'nın halıları ,kilimleri Antalya'nın çuhaları ün kazanmıştı.İstanbul'da aba ve sof Kütahya'da seccade ,Selanik'te çuha dokunuyordu.Ankara'nın ünlü sof'u ve tiftiği Cezayir',Mısır'a ve başka ülkelere satılıyordu.Keten ve kendir dokumacılığında merkez Karadeniz bölgesiydi.Kastamonu,Taşköprü dışında Mardin,Musul ve Bağdat'ta keten dokumacılığı vardı.Dış ülkeler Trabzon'dan satıldığı için Trabzon bezi diye tanınan Rize,bezi özellikle aranan bir dokumaydı.Gelişimi XVl.y.yortalarına değin süren Türk dokumacılığı iç gereksinimini karşıladığı gibi büyük miktarda dışarıya da satılıyordu.1532 de kabul edilen kapitülasyonlarla dış ülkelerden getirilen kumaşlar yerli dokumalarla rekabete girdi. Dışalım mallarına sağlanan ayrıcalıklar yerli dokumacılığın rekabet gücünü azalttı.Avrupa'da makinalaşmanın başlaması ve Osmanlılar'ın buna ayak uyduramaması , Türk dokumacılığının iyice duraklamasına yol açtı.Selim lll döneminde yerli dokumacılığın canlandırması için girişimlerde bulunulduysa da ,alınan alınan önlemler yabancı mallara sağlanan ayrıcalıklar karşısında etkili olmadı.Abdülaziz döneminde yabancı mallara konan gümrük vergisi artırılarak dokumacılığın geliştirilmesi amacıyla sergiler. Okullar açılıp ,yeni şirketler kurulduysa da bütün bunlar Avrupa da hızla gelişen sanayileşme karşısında yetersiz kaldı.Sonunda yabancı sermaye ile Bursa ve lübnan'da birer ipekli fabrikası,Adana,TArsus ve İzmir'de birer pamuk ipliği fabrikası Afyon ve İzmir'de halı ipliği fabrikaları kuruldu.bu dönemde devletçe kurulan fabrikalarsa İstanbul'da 1836 da kurulan Fesahane ve Hereke'de 1845 te açılan yünlü fabrikaları Bakırköy'de 1850 de açılan pamuklu dokuma fabrikasıydı.Cuhuriyet döneminde her alanda olduğu gibi dokumacılık alanında da önemli girişimlerde bulunuldu.1925 de kurulan Türkiye sanayi ve maden bankası ,kendine devredilen devlet fabrikalarını çağdaşlaştırma ve daha verimli çalışmalarını sağlama yolunda çaba gösterdi.Halkın katılımıyla Bünyan ve İsparta da yün ipliği üreten ilk anonim şirketler kuruldu.15 yıl süreyle Teşvik-i sanayi kanunu çıkarıldı (1927).1933 te Sümerbank'ın kurulması ,dokumacılıkta önemli bir aşama oluşturdu.Bunu özel kesime ait kuruluşlar izledi.Dokuma sanayisi günümüzde Türkiye'nin en gelişmiş sanayi koludur.



El dokuma Halılar nasıl yıkanmalıdır?
Halı yıkama teknikleri nelerdir?


Yörük Halısı Yıkama


Yörük halılarının yıkanmasında ki en büyük sorun yıkama esnasında renklerin birbirine karıştırılmasıdır. . Bu tür halıların yıkanması mutlak suretle tek tek yapılmalıdır. Yörük halı yıkamada kaba kir ve tozlardan arındırılmış halı ıslatılır ıslatılmaz hiç vakit kaybetmeden fırçalama işlemine geçilir. Fırçalama işlemi sonrası yine hızlı ve seri bir şekilde gelberi ile durulama yapılır. Halı uzun tüylü ise halı şampuanının tüy dip ve hav aralarına nüfuz etmesi için tek yönlü gelberiden önce ileri geri gelberi uygulamasıda yapılabilir. Kullanılan şampuanın bu halıların niteliklerine uygun olmasıda önemlidir.

Ayrıca bu tür halıların yıkanmasında halı şampuanı karışımlı suyun içine şampuan ile uyumlu aktif klor atılması parlaklık ve hijyen sağlamada etkilidir. Gelberi ve durulama sonrası hiç vakit kaybetmeden yıkanan halı sıkma işlemine alınır. Sıkma esnasında kullanılarn boyanın akma ihtimalinden dolayı yine tek başına sıkılır. Sıkma kazanından alınan halı hemen açılır ve askıya yerleştirilir. Yörük halılarının yıkama işlemlerini yapan personellerimiz tecrübeli olduğundan hiç bir problemle karşılaşmamaktayız. Bu halıları temiz yıkamak kadar problemsiz yıkamakta önemlidir.


El Dokuma Halısı Nasıl Yıkanır
El dokuma halılarının kalitesini ipliklerinin cinsi ,düğüm sıklığı ve boyası belirler.El dokuma halılarında kullanılan boya suyla temas ettiğinde çözülebilir.Dokuma halılarda iki türlü boya kullanılmaktadır.Kök boyası ve kimyasal boyalar.Kök boyası kimyasal boyalara göre daha canlı görünen bir boyadır,daha parlak bir görünum verir.Her iki boyanın da kullanıldiği el dokuma halıların yıkanması işleminde tecrubeli olunmazsa geri dönuşumu olmayan problemler çıkabilir.Bu sebeple el dokuma halılarınızı kesinlikle profosyonel halı yıkama firmalarına yıkatmanizi tavsiye ediyoruz.El dokuma halılarının boyası yıkama işlemi esnasında birbirine karışırsa veya solarsa çaresi yoktur.

Halılarınızı yıkatacağınız firma bu garantiyi size vermelidir.Biz detay halı yıkama olarak bu garantiyi veriyoruz.Ayrıca bu halıları evinizde silmekte oldukça risklidir.Yıkamak için aldığımız daha önçeden boyası karışmiş veya solmuş halıların yüzde ellisi profosyonel olmayan halı yıkamalarda olmuşsa yüzde elliside evlerde yanlış veya bilinçsiz temizleme esnasın da bozulmuş olduğunu görmekteyiz.Oldukca büyük paralara aldığınız veya senelerce sakladığınız el dokuma halınızı temizletirken, iyi temizlenmediği bir yana halınızdan da olabilirsiniz.




EL DOKUMA HALISI YIKAMA İŞLEMİ

Bu halıları kesinlikle tek tek yıkıyoruz.Yün halılar diğer halılara nazaran daha kalın halılardır ve daha çok toz,kir ve halı akarı barındırırlar.Önçelikle kaba kir ve tozlarından arındırdiğimiz halıları otomatık makinemizde yıkadıktan sonra hemen sıkma makinesinde sıkıyoruz. El dokuma halılarının yıkama işlemlerini yapan personellerimiz tecrubeli olduğundan hiç bir problemle karşılaşmamaktayız. Bu halıları temiz yıkamak kadar problemsiz yıkamakta gerekmektedir



EL DOKUMA HALILARIN EVDE TEMİZLİĞİ İÇİN ÖNERİLER
Dokuma halıların üzun ömürlü ve parlak görünumlu olabilmesi için periyodik bakimlarının yapılması gerekir.
Haftada 1 vaya 2 kez tüylerinin yatık yönüne doğru elektrik süpürkesiyle süpürülmalidir.
Rutubet ve nemden uzak tutmak gerekir.
Nem almış ise mutlaka havalandırılmalıdır.
Sacakları çamaşır suyu gibi maddelerle beyazlatılmamalı,tarak ve benzeri aletlerle taranmamalıdır.Çamaşır suyu saçakları dökebilir.
El dokuma halılar kesinlikle silkelenmemeli çünkü esneme yapabilirler.
Kurutemizlemeye verilmemeli.










Videoyu göremiyorsanız. Youtebe giriş için tıklayınız...